Seçmenleri

Ama güzel bir elbise seçmene yardım edeceğim, tamam mı?

But I will help you pick out a nice dress, okay?

Sana başka bir şey seçmeni söylemiştim.

I told you to choose something else

Bir Klingonlu olarak bir Federasyon subayını oğlunun vaftiz babası olarak seçmen.

For a Klingon to choose a Federation official as his son's godfather

Senden ya beni, ya da onu seçmeni istedi.

He asked you to choose, me or him.

Bir taraf seçmen gerek, baba.

Time to choose a side, Dad.

Ve Johnson bize Seçmen Hakları Yasasını verdi.

And Johnson gave us the Voting Rights Act.

Sen resmi bir seçmeni mi öldürdün?

You killed an elected official?

Polisler, muhabirler, seçmenler, muhbirler, yankesiciler vardı

There were cops, reporters, voters, informants, pickpockets

Belki de, sempatik bir Amerikan Başkanı, bana değişken İngiliz seçmenlerden daha mantıklı geliyordur.

Perhaps a sympathetic American President means more to me than an ambivalent British electorate.

Ben sadece seçmene yardım ettim.

I only helped to choose them.