Teklifi

Şimdi yakışıklı ve zengin bir adam bana evlenme teklif etti ve ben evet dedim.

And now a rich and handsome man has asked me to marry him, and I have said yes.

Teklif için teşekkür ederim ama Arthur öldü ve bu konuda yapabileceğim bir şey yok.

Oh, I appreciate the offer, but Arthur is gone and there's nothing I can do about it.

Teklifin için teşekkür etmek istedim, ama ben diğer işi kabul etmeye karar verdim.

I wanted to thank you for your offer, but I've decided to accept another job.

Ona herhangi bir şey teklif etmek için değil, onu öldürmek için gidiyorsun.

You're not going there to offer him anything. You're going there to kill him.

Bu genç bir kızın iyi bir teklif ve iyi bir anlaşma alması ile ilgili.

This is about getting a young girl a good deal, a good offer.

Benim gibi bir kız için çok iyi bir teklif gerçekten.

It's a really good offer for a girl like me.

En son ne zaman bir kıza gerçek bir randevu teklif ettin.

When was the last time you asked a girl out on a real date?

Yardım etmeyi teklif ettin ve bunu takdir ediyorum ama bu benim soruşturmam, Lance.

You offered to help and I appreciate that, but this is my investigation, Lance.

Bak, teklifin için minnettarım ama burada gayet güzel bir işim var.

Look, I appreciate your offer, but I've got a pretty good thing going here.

O zaman bu güzel bir şey. Buraya size para teklif etmek için gelmedim.

Then it's a good thing that I'm not here to offer you money.