Yüzeyde

Yüzeyin altında üç tane timimiz var ve şu ana kadar hiçbir şey yok.

We've got three teams beneath the surface and so far, nothing.

Charlie ve benim çok kısa ve yüzeysel bir ilişkimiz oldu.

Charlie and I We had a very brief, superficial relationship.

Yani, Bauer'ın ölümü hakkındaki herhangi bir soruşturma kısa ve yüzeysel olacak.

So any investigation into Bauer's death will be brief and superficial.

Yüzeysel olarak, bu kesintiler iyi bir fikir gibi görünüyor

On the surface, these cuts seem like a good idea

Yüzeyin altındaki kum çok daha serin. Bu yüzden her sincap kendi özel çukurunu kazar.

The sand is much cooler just beneath the surface, so each squirrel digs its own special trench.

Yüzeysel doku Tamamen farklı bir DNA ile.

Surface tissue with completely different DNA.

Sadece yüzeysel bir yara.

It's just a superficial wound.

Evet, ama bunlar yüzeysel detaylar.

Yes, but these are surface details.

Doktor, yüzeysel bir yara olduğunu söylüyor.

The doctor says it's a superficial wound.

Daha hızlı işlemci, iki katı depolama kapasitesi ve bu zarif yüzeye ne dersiniz?

Faster processing, double storage capacity, and how about that elegant finish.