açık

Onun Chuck için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. .ve o da benim önemli olduğumu biliyor açıkça.

I know how important she is to Chuck, and she knows how important I am to him, too, obviously.

Sanırım belki de bu benim hatam çünkü tam olarak ne istediğim konusunda açık değildim.

I think maybe this is my fault because maybe I wasn't clear about exactly what I want.

İşte bu yüzden seni seviyorum, ve işte bu yüzden kapım her zaman sana açık olacak.

That's why I like you, and that's why my door is always open to you.

O kadar açık, masum ve mutlu görünüyordun ki kendi kendime bana göre bir çocuk olduğunu düşündüm.

And you looked so open and innocent and happy. And I thought to myself you were the boy for me.

Bu şey hala açık mı?

Is this thing still on?

Gözlerini açık tut ve dikkatli ol, tamam mı?

Just keep your eyes open and be careful, okay?

Şu an açık, değil mi?

It's on now, isn't it?

Bu saatte açık bir yer var mı?

Is there a place open this late?

Ama açık değil ki.

But it's not on.

Yüksek sesle ve açık konuş ve bana Claire'in öldürüldüğü gece ne olduğunu anlat.

Speak loud and clearly and you tell me what happened the night that Claire was murdered.