Turkish-English translations for açıklık:

openness, opening · clearness, clearing · clarified · the open · clarity · aperture · gap · transparency, transparent · explicitness · clarification · evidence · other translations

açıklık openness, opening

Yol boyunca, bir tek büyük açıklık var.

There's only one big opening along the way.

Bir açıklık var mı?

Is there an opening?

Bir açıklık var.

There's an opening.

Click to see more example sentences
açıklık clearness, clearing

Şimdi her şey açıklığa kavuştu.

Oh, now everything is clear.

Bir şey açıklığa kavuştu.

One thing has become clear.

İniş yapmak için bir açıklık var mı?

Is there a clear stretch for a landing?

Click to see more example sentences
açıklık clarified

Sanırım burada bir şeyi açıklığa kavuşturmamız gerekiyor Don.

I think that we need to clarify something here, Don.

Uh açıklığa kavuşturalım da, bak ben bir şey bilmiyorum.

Uh Just to clarify, look, I don't know anything.

Açıklık getirmek bu bir ve kafa karıştırmak bu da diğeri.

To clarify that's one and to confuse that's the other thing.

Click to see more example sentences
açıklık the open

Yol boyunca, bir tek büyük açıklık var.

There's only one big opening along the way.

Kaptan, aynı sektörde değil ama, bir başka açıklık daha oluştu.

Captain, it is not in the same sector, but another opening has appeared.

Daha fazla açıklık olması yeni bir fikir değil.

The initiative for more openness isn't a new idea.

Click to see more example sentences
açıklık clarity

Bir çözüm var: açıklık ve gerçek.

There is one solution: clarity and truth.

Dr. Brennan gibi açıklığa ihtiyacım var.

Like Dr. Brennan, I need clarity.

Ama açıklık, dürüstlük?

But clarity, honesty?

Click to see more example sentences
açıklık aperture

En yakın açıklık nerede?

Where's the nearest aperture?

Bir transwarp açıklığı.

A transwarp aperture.

açıklık gap

Frances iki bacanın arasında bir açıklık var.

'Frances, there is a gap between these two smokers.

Sen bir açıklık görüyor musun buralarda, Kylie?

Do you see a fucking gap around here, Kylie?

açıklık transparency, transparent

Bağımsız mahkeme, açıklık, şeffaflık, hepsi hoş geliyor.

Independent tribunal, openness, transparency, it all sounds great.

Bağımsız mahkeme, açıklık, şeffaflık, kulağa harika geliyor.

lndependent tribunal, openness, transparency, it all sounds great.

açıklık explicitness

Cinsel-açıklık barınakları sanat diye maskeli anti-vatansever propagandası.

Harbors sexually-explicit, anti-patriotic propaganda masquerading as art.

açıklık clarification

İtir açıklık kazanma noktasında.

Objec Uh, point of clarification.

açıklık evidence

Bu ülkeleri suçlayan kanıt açık değil Bay Prescott, açıklıktan çok uzak.

The evidence implicating these countries is not clear, Mr Prescott. Far from it.