açıklamıyor

Ve şu an bunun ne yeri, ne de zamanı. sana bir şeyi açıklamama izin ver, izin ver de açıklayayım.

And now is not the time nor place for it. Let me explain something to you. Let me say something.

Bakın, bugün korkunç bir yanlış anlaşılma oldu. Ben sadece açıklamak için bir şans istiyorum.

You see, there's been a horrible misunderstanding, and I'd just like the chance to explain.

Ona açıklamak için değil elbette. Ama sadece onunla konuşmak için.

Not to tell her, of course but just to talk with her.

Şimdi bana açıklamak için sadece bir dakika ver.

Now, just give me a minute and I will explain.

Bana her şeyi açıklamam için bir şans ver.

Just give me a chance to explain everything.

Bayan Kelly ve ben bu öğlen sonrası bir hata yaptık ve bunu size açıklamak istiyoruz.

Miss Kelly and I, we've made a mistake this afternoon and we'd like to explain it.

Lütfen sadece dinle beni ve açıklamama izin ver.

Just please listen to me and let me explain.

Burada her şeyi açıklayacak başka bir şey olmalı.

There must be something else that will explain everything.

Hayır, onlara açıklamam için bana bir şans ver.

No, just give me a chance to explain to them.

Açıklayacak vaktim yok, ama bu gece çok kötü şeyler oluyor.

I don't have time to explain, but some bad things are happening tonight.