Turkish-English translations for açıklamak:

explain · to explain · announce · reveal · release · declare · describe · clear · get · state · popularize · put · account · clear up · paraphrase · communicate · enlighten · other translations

açıklamak explain

Ve şu an bunun ne yeri, ne de zamanı. sana bir şeyi açıklamama izin ver, izin ver de açıklayayım.

And now is not the time nor place for it. Let me explain something to you. Let me say something.

Açıklaması çok zor baba ama sen hep oradaydın.

It's difficult to explain, dad, you were always there.

Bebeğim, açıklamama izin ver!

Baby, please, let me explain!

Click to see more example sentences
açıklamak to explain

Ve şu an bunun ne yeri, ne de zamanı. sana bir şeyi açıklamama izin ver, izin ver de açıklayayım.

And now is not the time nor place for it. Let me explain something to you. Let me say something.

Açıklaması için ona bir şans ver.

Give him a chance to explain.

Ayrıca sana açıklamam gereken bir şey var.

I also have to explain something to you

Click to see more example sentences
açıklamak announce

Ve ben de bu seneki Sheridan bursunu kazananı açıklamaktan gurur duyuyorum:

And so I am proud to announce the winner of this year's Sheridan scholarship:

Perşembe akşamı bir yemek var, ve adaylığımı o zaman açıklayacağız.

There's a dinner on Thursday night, and that's when we'll announce my candidacy.

Sonraki hafta Hannah Fields yeni yatırım alanını açıklayacak.

Next week, Hannah Fields will announce her new investment branch.

Click to see more example sentences
açıklamak reveal

Mösyö Önemli her şeyi açıklıyor!

Monsieur Big reveals everything!

Bence bu çok açıklayıcı.

I think it's rather revealing.

Dr. Carr'ın yeni kitabı çok açıklayıcı.

Dr. Carr's new book is absolutely revealing.

Click to see more example sentences
açıklamak release

Basın açıklaması yok, asla da olmadı.

There's no press release. There never was.

Bir basın açıklaması yazdım.

I've written a press release.

O gerçek bir doktor gibi değil, ama bir basın açıklaması, bu yüzden kesmek gibi kapalı gelemiyorum.

She's not like a real doctor, but it's a press release, so she can't come off like a hack.

Click to see more example sentences
açıklamak declare

Tommy ortadan kaybolduktan yedi yıl sonra. devlet yasal olarak öldüğünü açıkladı.

Seven years after Tommy disappeared, the state declared him legally dead.

Ama kraliyet açıklamasına göre

But the royal proclamation declared

Sıkı, açıklayıcı cümleler kullanmışsın.

Just tight, declarative sentences.

Click to see more example sentences
açıklamak describe

Ve bunun ne anlama geldiğini jüri için açıklayabilir misiniz doktor?

And could you describe what that means for the jury, doctor?

Birleşmiş Milletler, Guatemala'da, Maya halkına karşı yapılan Washington-arkalı kampanyayı, soykırım olarak açıkladı.

In Guatemala the United Nations described the Washington-backed campaign against the Mayan people as genocide

Bu kelimler değersiz ve yetersiz açıklamak için

Those words are paltry and inadequate to describe the

Click to see more example sentences
açıklamak clear

Bu çok açıklayıcı oldu, Doktor.

That's very clear, Doctor.

Evet, çok açıklayıcı benim için.

Oh, yeah, perfectly clear to me.

Bunun da çok net bir açıklaması olmalı.

There clearly must be an explanation also.

Click to see more example sentences
açıklamak get

Açıklamama izin ver önce karını buraya getir.

Let me explain.. first get your wife here.

Herkes depresyonda ve kızgın ama bu bunun açıklaması değil.

Well, everyone gets depressed and angry, but that's still no explanation.

Rydell bana her şeyi açıkladı ve anladım. Dr.

Dr. Rydell explained everything to me, and I get it.

Click to see more example sentences
açıklamak state

Tommy ortadan kaybolduktan yedi yıl sonra. devlet yasal olarak öldüğünü açıkladı.

Seven years after Tommy disappeared, the state declared him legally dead.

Howie daha geçen ay eyalet Meclis adaylığını açıkladı.

Howie just announced his candidacy for State Assembly last month.

açıklamak popularize

Bu sıralar vampirlerin neden bu kadar popüler olduğunu açıklıyor.

It's You know, it explains why vampires are so popular now.

Bu, Pétain'in popülaritesini açıklıyor mu?

Does this explains Pétain's popularity?

açıklamak put

Ve o çok kibarca açıkladı.

And he put it so nicely.

Divya ve kardeşim bir durumu kabaca açıklamaktan çekinmez.

Divya and my brother don't have trouble putting things indelicately.

açıklamak account

Bu, Joshua'nın yurt dışı hesaplarını açıklıyor.

That explains Joshua's offshore accounts.

açıklamak clear up

Oh, tamam o zaman, Neil, bu açıklıyor her şeyi iyi plan.

Oh, OK then, Neil, that clears it up good plan.

açıklamak paraphrase

Açıklamak için, Mr Punch, oğlum,

To paraphrase, Mr Punch, son,

açıklamak communicate

Komünizm geldiğinde bunu açıklamak daha kolay olacak.

It will be easier to explain when communism comes

açıklamak enlighten

Çok açıklayıcı oldu.

It's very enlightening.