Turkish-English translations for açmak:

open · open up · pick up · to open · unlock · turn · open out · put · set · turn on · spread · clear · inaugurate · to open up · break · crack · jimmy · turn up · deploy · lead · suit · cut · unfold · dilate · unveil · unwrap · roll · unroll · switch on · clear up · throw open · beat · introduce · pass · site · unpack · Institute · usher in · wind · sharpen · broach · unseal · other translations

açmak open

Biri ya da bir şey bana ölümü haber vermek için geldi ve ön kapıyı açtı.

Someone or something called to bring me news of her death and opened the front door for me.

Çünkü o bir rahip Kapıyı lütfen.

Because he's a priest. Open the door, please!

Hadi, George, kapıyı.

Come on, George, open up.

Click to see more example sentences
açmak open up

Acele et ve şu kapıyı.

Hurry up and open the door.

ağzını koca adam.

Open up, big guy.

Yeni bir satır .

Open up a new line.

Click to see more example sentences
açmak pick up

Hadi, şu lanet olası telefonu.

Come on, pick up the goddamn phone.

Hey Julia, şu telefonu.

Hey, Julia, pick up the phone.

Ray, şu telefonu!

Ray, pick up the phone!

Click to see more example sentences
açmak to open

Biri ya da bir şey bana ölümü haber vermek için geldi ve ön kapıyı açtı.

Someone or something called to bring me news of her death and opened the front door for me.

Kulaklarını iyi ve beni iyi dinle. Lanet olsun ben bir şey yapmadım!

Just open your ears and listen to me I did not do a damn thing!

Jim, şu kapıyı.

Jim, you have to open!

Click to see more example sentences
açmak unlock

Kilidi , tepsiyi masaya koy ve kapıyı kilitle tekrar. Bu kadar.

Unlock the door, put the tray on the table, lock the door again.

Aidan, lütfen kapıyı !

Aidan, please, unlock the door!

Tasmasını ve onu serbest bırak.

Unlock her collar and let her go.

Click to see more example sentences
açmak turn

Bob, bana bir iyilik yap, lütfen .

Bob, do me a favor, please turn it on.

Bana bir spor metafor ile açmak için bir şans verin., Nick Lanet olsun, herkes için en iyi şey!

Give me a chance to turn you with a sports metaphor. Damn it, Nick, it's the best thing for everybody!

Hey, dostum, sesini .

Hey, man, turn that up.

Click to see more example sentences
açmak open out

Lütfen kapıyı ve beni dinle.

Please open the door, hear me out.

Steve, kapıyı ve onu dışarı çıkar.

Oh, Steve, open the door and let him out.

ve beni dinle.

Open, hear me out.

Click to see more example sentences
açmak put

Al üstüne bir şeyler ve şu kapıyı.

Put some clothes on and open the door!

Yabancı bir hesap ve parayı buraya koy.

Open a foreign account and put the money there.

Kilidi , tepsiyi masaya koy ve kapıyı kilitle tekrar. Bu kadar.

Unlock the door, put the tray on the table, lock the door again.

Click to see more example sentences
açmak set

Hepimize bir iyilik yap ve başka bir yerde dükkan .

Do us all a favor and set up shop somewhere else.

Onun için ayrı bir banka hesabı .

Set up a separate bank account for it.

Danny Flynn orada bir spor salonu açmak istiyor

Danny Flynn wants to set up a gym there.

Click to see more example sentences
açmak turn on

Bob, bana bir iyilik yap, lütfen .

Bob, do me a favor, please turn it on.

Bir kitap düştü, bilgisayar açıldı ve ben de gördüm.

A book fell, the computer turned on, and I saw it.

Belki de gücü açmak çok iyi bir fikir değildi.

Maybe turning on the power wasn't such a good idea.

Click to see more example sentences
açmak spread

Arkanı dön ve bacaklarını .

And turn around. Spread your legs.

Gel hadi, bacaklarını .

Come on, spread your legs.

Şimdi de bacaklarını .

Now spread your legs.

Click to see more example sentences
açmak clear

Bugün hava rüyalı ve güneşli, güneşli, güneşli, güneşli, güneşli bir günden sonra açılacak.

Today's weather is dreamy and will clear up after a sunny, sunny, sunny, sunny, sunny day.

Şimdi değil, yolu açın.

Not now, clear the way.

Ama sonra makul olun ve yolu açın!

But then be sensible and clear the path!

Click to see more example sentences
açmak inaugurate

Bay Başkan, açılış törenini geciktirmenizi tavsiye ediyoruz.

Mr. President, we advise delaying the inauguration ceremony.

Sanırım bu da seni açılış konuğu yapar.

I suppose this makes you my inaugural guest.

Yarın sabah yeni bir banka açılıyor.

Tomorrow morning a bank is being inaugurated.

Click to see more example sentences
açmak to open up

O da açmak için bir şeyler vardır Yani.

So he has a little something to open up too.

Jim ve Julie Miller için bir hesap açabilir miyim?

Can I open up an account to Jim and Julie Miller?

Artık bu kapıyı açmak zor.

Hard to open up that door

Click to see more example sentences
açmak break

Şu diğer şişeyi de açın.

Break open that other bottle.

Kır şunu!

Break it open!

Lütfen kır şunu sevgilim

Please break it open, dear

Click to see more example sentences
açmak crack

Sorun şu ki bu kasayı açmak iki saat sürüyor. İki saat mi?

The problem with this safe: it takes two hours to crack it.

kapıyı, sadece bir anlığına.

Just open it, just a crack.

Git bir pencere ya!

Go crack open a window!

Click to see more example sentences
açmak jimmy

Jimmy, şu kapıyı.

Jimmy, open the damn door.

Hadi Jimmy, kapıyı.

Come on, Jimmy, open up.

Jimmy, Tommy kapıyı açın!

Jimmy, Tommy, open the door!

Click to see more example sentences
açmak turn up

Sesini küçük adam.

Turn it up, little guy.

İlk önce onu .

Turn it up first.

Hey, dostum, sesini .

Hey, man, turn that up.

Click to see more example sentences
açmak deploy

İniş takımları açıldı.

Landing gear deployed.

Hava yastığı kazadan sonra değil önce açılmış.

The airbag deployed before the crash, not after.

Isı kalkanı açıldı" olayı.

Heat shield deployed event.

Click to see more example sentences
açmak lead

Bu kapı dışarı açılıyor mu?

Does this door lead out?

Bu kapı nereye açılıyor?

Where does that door lead?

Ancak, bence Bat'leth gibi büyük ve göz korkutucu bir silah kullanmak kendine aşırı güvenmene yol açabilir.

However, I find using a large and intimidating weapon like the bat'leth often leads to overconfidence.

Click to see more example sentences
açmak suit

Bak, Barry dava açmış.

Look, Barry filed suit.

Yarın sabah dava dosyaları açılmış olacak.

The suit's gonna be filed tomorrow morning.

Pat ile dava açmak hakkında konuştuk.

Pat and I talked about filing suit.

Click to see more example sentences
açmak cut

Kesip açın onu.

Cut her open.

Leonardo, şunu kes .

Leonardo, cut it open.

Dördüncü raundda bu kesik açıldı.

Fourth round, this cut opens up.

Click to see more example sentences
açmak unfold

Evet, sonra yeni bir çağ açacağız!

Yes, then a new era will unfold!

ve bana onun ne olduğunu söyle.

Now, unfold it and tell me what it is.

Bunu nasıl açacağız ki?

How do you even unfold?

Click to see more example sentences
açmak dilate

Bayan Hill bir dizi yaptı bunlardan."açılmış göz bebeğinin içinde.

Mrs. Hill did a whole series: "Inside the Dilated Eye.

Dört santimetre açıldı.

Four centimeters dilated.

Acele et. Sekiz santim açıldı!

Hurry up, she's dilated to eight!

Click to see more example sentences
açmak unveil

Ve şimdi açılış için.

And now for the unveiling.

Evet, üç sene önce belediye başkanı tarafından açıldı.

Yes, it was unveiled by the mayor three years ago.

Ve şimdi açılış zamanı!

And now the unveiling!

Click to see more example sentences
açmak unwrap

Sanki her gün Noel gibiydi. Açılmamış bir hediye gibi.

Every day was like Christmas Day unwrapped present.

Beni eve götür ve beni

Take me home and then unwrap me

Açılmamış bir hediye gibi.

Christmas day unwrapped present.

açmak roll

İştah açması için çoban salatası. Salyangoz ve oryantal baharatlı köfte.

For the appetizer, Caesar salad escargot, and your Oriental spring rolls.

Bu gece bir kumarhane açılışı var.

There's a rolling casino tonight.

açmak unroll

Ruloyu lütfen.

Unroll it, please.

Sadece halıyı .

Just unroll it.

açmak switch on

Hoffman'ın cep telefonu az önce açıldı.

Hoffman's cell phone was just switched on.

Tada, E devresini .

Tada, switch on E circuit.

açmak clear up

Bugün hava rüyalı ve güneşli, güneşli, güneşli, güneşli, güneşli bir günden sonra açılacak.

Today's weather is dreamy and will clear up after a sunny, sunny, sunny, sunny, sunny day.

Gabya yelkenini açın ve bu işi temizleyin.

Set topsails and clear up this mess.

açmak throw open

Kapıyı ve onu dışarı at!

Open the door and throw him out!

Şimdi kapıyı ve o sürtüğü dışarı at.

Open the door and throw that bitch out.

açmak beat

Savunmasız bir yaratık, bir yırtıcıyı nasıl alt edebilir?

So how can a defenseless creature beat a hungry predator?

açmak introduce

Şimdi sizlere açılış konuşmacımızı takdim ediyorum Amtech Başkanı, Bayan Meg Butler.

Now to introduce our keynote speaker the president of Amtech, Ms. Meg Butler.

açmak pass

McCoy pas için geri açılıyor.

McCoy drops back to pass.

açmak site

Evet, gömleğinin düğmelerini ve otur.

Yeah. Unbutton your shirt and sit down.

açmak unpack

Doğru dur bakayım Frantisek, her şeyi açtıktan sonra.

Right away, Frantisek darling, after I unpack eveything.

açmak Institute

Taky onun ilk açtığı okulda ilk yardımcı eğitmeni oldu. Jun Fan Gung Fu Okulu, Seattle, Washington.

Taky became his first assistant instructor in his first school, the Jun Fan Gung Fu Institute, in Seattle, Washington.

açmak usher in

Ben bu gemiyi insanlığa yeni bir dönem açmak için yapmadım.

I didn't build this ship to usher in a new era for humanity.

açmak wind

Rüzgarda yelken açıyor, tıpkı bir gemi gibi.

Sailing into the wind, like a big ship.

açmak sharpen

Ucu açılmış kurşun kalemler.

Bouquets of sharpened pencils.

açmak broach

Konuyu açmak için bile

To even broach the subject,

açmak unseal

Henry, her şeyi ayarladım. Yarın kilitler açılacak.

Henry, I've arranged for everything to be unsealed tomorrow