ağır

Bu benim için ağır bir şey.

That's a big thing for me.

Her silahın değişik gücü vardır; zayıf ve kuvvetli, hafif ve ağır hafif ve ağır,

Every weapon has a different power long and short weak and strong light and heavy

Bu onun için çok ağır.

It's too much for her.

Adamın kesinlikle bir ilişkisi vardı ama çok, çok büyük ve çok, çok ağır bir kadınla.

Mm-hmm. He was definitely having an affair, but the woman was very, very large and very, very heavy.

Ağır ol bakalım, küçük kız, tamam mı?

All right, just take it easy, little girl, okay?

Bu senin gibi küçük bir kız için çok ağır.

That's too heavy for a little girl like you.

Özür dilerim, bu çok ağır oldu.

I'm sorry, that's too much.

Yardım etmek isterdim ama ağır görünüyor, iğrenç kokuyor ve ben bir kızım.

I wanted to help, but that looks heavy and smells gross, and I'm a girl.

Bak, herşeyin ve herkesin bir fiyatı vardır, ve bunun bedeli çok, çok ağır.

See, everything and everyone has a price, and the cost of this is very, very high.

Benim için çok ağır bir sorumluluk..

It's a very heavy responsibility for me.