Turkish-English translations for ağaç:

tree · wood · wooden · arbor, arboreal · forest · trunk · stick · timber · other translations

ağaç tree

İki gün önce, o ağacın altında bir erkekle bir kadın gördün mü?

Two days ago, did you see a man and a woman under a tree?

O tıpkı bir ağaç gibi.

He is like a tree.

Çam ağaçları, meşe ağaçları, incir ağaçları akçaağaç, uh, huş ağacı, söğüt ağacı

I climbed pine trees, oak trees, fig trees maple trees, uh, birch trees, willow trees

Click to see more example sentences
ağaç wood

Ve eğer bu yeterli değilse, şu ağaçların orada bir yerlerde,

And if that's not enough, somewhere out there in those woods,

Bu ağaç çok ısınmış ve çok hızlı yanmış.

This wood burned very hot and very fast.

Sahibi de zengin olmalı çünkü bu İngiliz ağacı değil.

Rich owner, too. Cos this is not English wood.

Click to see more example sentences
ağaç wooden

Ağaç sınırının arkasında bir toprak yığınının altında ahşap bir ambar kapağı var.

Behind the tree line there's a wooden hatch under a mound of dirt.

Bana bir ağaç kılıç atın.

Throw me a wooden sword!

Ağaçlar içinde bir at. Ahşap çerçeve.

Horse with the trees, wooden frame.

Click to see more example sentences
ağaç arbor, arboreal

Ağaç Dikim Günü, Boston Maratonu ve Hitler'in doğum günü.

Arbor Day, the Boston Marathon, and Hitler's birthday.

Ağaç Bayramı'ndan üç gün önce.

Three days before Arbor Day.

Ağaç dikme gününe ne dersin?

How about Arbor Day? Trees?

Click to see more example sentences
ağaç forest

Hey, biliyor musun Madagaskar ormanlarında, Şeytan Ağacı diye bir ağaç vardır.

Hey, did you know that in the forests of Madagascar there's a Devil Tree?

Biraz daha ağaç ve su.

More forest and water.

Orman havası ve bu sağlam ağaçlar artık benim öğretmenlerim.

The forest air and this Sturdy tree are my teachers now.

Click to see more example sentences
ağaç trunk

Bir ağaç gövdesi gibi

Like a tree trunk Hmm.

Bir akşam, sağanak esnasında ağacın gövdesinden bir şey geldi.

One night, during a rainstorm, "something came out of the trunk.

Yanık ağaç gövdesi nerede?

Where's the burnt tree trunk?

Click to see more example sentences
ağaç stick

Bu büyük, tahta çubuk gibi şeylere ağaç deniyor.

These big wood stick things are called trees.

Küçük sopa çekirgesi, bir ağacın üstünde buldum.

Little stick insect I just found on a tree.

ağaç timber

Ağaç yok burada.

No timber here.