ağacı

Ağacın oraya, değil mi?

Over by the tree, right?

Küçük ağaç muhteşem.

Gorgeous little tree.

Charlie amcamın kafası, bir alışveriş sepeti, bir ağaç, bir içecek kutusu.

The top of Uncle Charlie's head. A shopping cart, a tree, soda can.

Bu kauçuk ağacı mı?

Is this a rubber tree?

O ipek yetiştiren bir ağaç değil

It's not a tree that grows silk.

Altı yıl önce, geldiğinde Hardik adında bir çocuk bu ağaca asılmıştı.

Six years ago, a boy named Hardik had inaugurated this tree.

Çam ağaçları bir dağ

Pine trees, a mountain.

Şey, birkaç hafta önce biri bana "buckeye" ağacı verdi.

Well, a few weeks ago somebody gave me a buckeye tree.

Tepeler ve ağaçlar çok güzel.

Beautiful hills and trees.

İstediğin herhangi bir yeşil gibi ağaç yeşili, yakut, göl yeşili.

Any kind of green you want tree green, emerald, pond green.