ağların

Bu yüzden burada bizimle otur, iç, yaz ve bir kız gibi ağla.

So just sit here with us, drink, write and cry like a girl.

Oraya piknik için gittik ve o meşe ağacının altında seviştik ve ona sordum, o da evet dedi.

We went there for a picnic and made love under that oak and I asked and she said yes.

Devam et ve ağla, hayatım.

Go ahead and cry, darling.

Eve git ve babana ağla Burada ağlama tamam mı?

Go home and cry to your daddy. Don't cry here, OK?

Devam et ve ağla.

Go ahead and cry.

Git ve benim için ağla

Go on and cry for me

Bana sadece biraz ekmek, büyük bir ve topaç ver.

Just give me some bread, a big net and a hammer.

Çünkü herkes ağlar ve herkes incinir bazen.

'cause everybody cries and everybody hurts sometimes

Yayılan kestane ağacının altında, ben seni sattım, sen de beni.

Under the spreading chestnut tree "I sold you, you sold me.

Bir, iki, üç, ağla.

One, two, three, cry.