Turkish-English translations for aşağıdaki:

downstairs · below · lower · low · following · the following · other translations

aşağıdaki downstairs

Hayır. Ciddiyim, aşağıda bizi özel uçağa götürmek için bir araba bekliyor.

No, seriously, there's a car waiting downstairs to take us to a private plane.

Ona ihtiyacı olan her şeyin aşağıda olduğunu söyle.

You tell him everything he needs is downstairs.

Belki sen de aşağıda uymalısın.

Maybe you should sleep downstairs.

Click to see more example sentences
aşağıdaki below

Bu kısım bir rüya sanırım. Bir kule ve çan var, aşağıda da bir bahçe.

This part is a dream I think there there's a tower and a bell, and a garden below

Bizden birkaç yüz metre aşağıda.

A few hundred feet below us.

Sen de aşağıda bekle.

And you stay below.

Click to see more example sentences
aşağıdaki lower

Aşağı Manhattan Kalkınma Şirketi., Julie Powell.

Lower Manhattan Development Corporation, Julie Powell.

Evet, ama biraz daha aşağıya.

Yes. But a little lower.

Aslında.. biraz daha aşağı gidiyor.

Actually, it goes a little lower.

Click to see more example sentences
aşağıdaki low

Sadece aşağıda dur ve sakin ol.

Just stay low and stay calm.

Aşağıda kal, Martin.

Stay low, Martin.

O aşağıya vuruyor, sen de ona vur.

He hits you low, hit him back.

Click to see more example sentences
aşağıdaki following

Aşağıda bir yerde, takip edin beni.

It's down here somewhere. Follow me.

Sadece takip bu son adam aşağı!

Just follow that last guy down!

Onun kaybeden oğlu için sadece bir örnek oldu Bu kurallar olabilir aşağıdaki Sana bir stand-up vatandaşı yapmak.

I was just an example to his loser son that following the rules could make you a stand-up citizen.

Click to see more example sentences
aşağıdaki the following

Onun kaybeden oğlu için sadece bir örnek oldu Bu kurallar olabilir aşağıdaki Sana bir stand-up vatandaşı yapmak.

I was just an example to his loser son that following the rules could make you a stand-up citizen.

Evet, aşağı doğru yolu takip edin.

Yeah, you just follow the road down.

Aşağıdaki mı: bir kırık pencere var, tamam mı?

Is the following: we have a broken window, ok?

Click to see more example sentences