Turkish-English translations for acıklı:

sad · pathetic · tragic · pitiful · sob · touching · tearful · depressing · piteous · moving · other translations

acıklı sad

Bu çok komik ve evet, sen çok acıklı bir adamsın.

That is very funny, and you are, yes, a very sad man.

Çok acıklı bir hikaye.

It's a very sad story!

Çok acıklı, değil mi?

It's so sad, isn't it?

Click to see more example sentences
acıklı pathetic

Bu gerçekten çok acıklı, değil mi?

This is really pathetic, isn't it?

Senin için acıklı bir hikayem var.

I got a pathetic story for you.

Bu şimdiye kadar en acıklı fikir olmalı.

This is the most pathetic idea ever.

Click to see more example sentences
acıklı tragic

Acıklı bir durum sayılmaz, değil mi?

Not exactly a tragic situation, is it?

Trajik evrene hoş geldiniz, işte benim acıklı hayatım.

Welcome to the tragic universe that is my sad life.

Acıklı falan değil, o bir seri katildi.

Not really tragic; she was a serial killer.

Click to see more example sentences
acıklı pitiful

Bu çok acıklı, Ama o sadece bir böcek.

This is really pitiful, but it's only a bug.

Ama Alan, çok acıklı bir cevap bu.

But, Alan, that's such a pitiful answer.

Gerçekten acıklı bir durum.

It's a pitiful situation.

Click to see more example sentences
acıklı sob

Ve sonra sana bir acıklı hikaye veriyor ve

And then he gives you a sob story, and then you

Ne oldu? Dale'in acıklı hikâyesini yedin mi?

So what you buy into Dale's sob story?

bu acıklı hikayeleri daha önce de duymuştum.

I've heard these sob stories before.

Click to see more example sentences
acıklı touching

Bu çok acıklı J.R ama biz burada, rüşvet ve adaletin engellenmesinden bahsediyoruz.

That's very touching, J.R., but we're talking about bribery and obstruction of justice.

Ve sizin acıklı küçük eşiniz.

And your touching little companion

Bak, bütün bunlar çok acıklı, ama Piaseki'nin parmak izleri silahın üstünde.

Look, this is all very touching, but Piaseki's prints are on the gun.

Click to see more example sentences
acıklı tearful

O zaman neden bana o acıklı telefon konuşmasını yaptırttın?

Then why did you make me make that tearful phone?

Gerçek aşkı köylü jüri üyesi Norman Blurder'e acıklı bir elveda.

It's a tearful good-bye to her true love, Norman Blurder, the rural juror.

Kazablanka tarzı havaalanında acıklı bir veda mıydı?

A tearful farewell at the airport, a la casablanca?

Click to see more example sentences
acıklı depressing

Çünkü yaptıkları müzik acıklı, depresif ve garip.

'cause their music is sad, and depressing, and weird.

Acıklı bir ses ama senin sesin.

It's a depressing voice, but it's yours.

acıklı piteous

Ne acıklı, tüm bu aptallar

What piteous, all this loonatics

acıklı moving

Ne kadar da acıklı bir hikâye.

Such a sad and moving story.