Turkish-English translations for acımak:

pain · hurt · pity · to hurt · ache · have mercy · sting · smart · deplore · bite · other translations

acımak pain

İçeri gel Scott. Bu yaşlı adama acısı için küçük bir şey ver.

Oh, come in, Scott, and give an old man a little something for his pain.

Ama daha az acı verici ve kalıcı olmaması için yollar var.

But there are ways to make it less painful and sometimes less permanent.

Evet, bu acı verici olmalı.

Yes, this must be painful.

Click to see more example sentences
acımak hurt

Merak etmeyin, sadece bir veya iki saniye için acıtacak

Don't worry, it'll only hurt for a second or two.

Bu çok kötü acıyor.

This hurt real bad.

Canı acıyor çünkü ben onu incittim ve bunu durdurmak istiyor.

He's hurting because I hurt him and he wants it to stop.

Click to see more example sentences
acımak pity

Çok akıllı ve sempatik bir kadın olan doktor, bana acıdı. Ve başka bir seçenek sundu.

A doctor, a very smart and sympathetic woman, pitied me and offered me another option.

Ya ben ya onlar, ama bu acınacak haldeki insanlarla

It's either me or them, but with these pitiful people

İyi bir dişçi bana acıdı ve bir mucize yarattı.

A good dentist took pity in me and achieved a miracle.

Click to see more example sentences
acımak to hurt

O kadar acı veriyor ki bir şeyler kırmak istiyorum.

It hurts so much that I just want to break something.

Bu gerçekten acı verecek.

That's really going to hurt.

Sanırım bu beklenen bir şey ama bana çok acı veriyor.

I guess that's to be expected but it hurts me.

Click to see more example sentences
acımak ache

Ve bizi insan kılan şeyler iyi ve kötü, aşk ve acı

And the things that make us human good and bad, love and ache.

Bu benim acılı saatlerim olmalı

This must be my aching hour

On iki yıl geçti ama acısı hâlâ taze.

Twelve years. And the ache is still fresh.

Click to see more example sentences
acımak have mercy

Canım annem, sevgili annem beni affet, bana acı.

Mama dear, beloved mama forgive me, have mercy on me.

Kutsal İsa, Kutsal Aziz Nikolai, Frola ve Lavra acı bizlere.

Lord Jesus Christ, Holy Saint Nicholas, Frola and Lavra have mercy upon us.

Baba, lütfen, merhamet et. acı bana!

Sire, please, have mercy. Have mercy!

Click to see more example sentences
acımak sting

Polis bu kız için büyük bir acı operasyon yürütüyor.

Police are conducting a big sting operation for this girl.

Ama.. Tam bir acı çektirme operasyonu..

But it's a total sting operation.

Ey ölüm, nerede bu acı?

'O death, where is thy sting?

Click to see more example sentences
acımak smart

Çok akıllı ve sempatik bir kadın olan doktor, bana acıdı. Ve başka bir seçenek sundu.

A doctor, a very smart and sympathetic woman, pitied me and offered me another option.

Hayır, hayır. Bu hırsız hem acımasız hem de zeki.

No, no, no. this thief is ruthless and smart.

Zeki, korkusuz, akıllı, sadık arkadaşlarını koruyan, sıkıştığında acımasız.

Smart, fearless, clever, loyal protective of friends, ruthless if crossed.

Click to see more example sentences
acımak deplore

Bir matematikçi için, acınacak kadar zengin bir kişiliği var.

He suffers from a deplorable excess of personality, for a mathematician.

Korkarım benim İspanyolcam acınacak halde, Mr. Juarez.

I'm afraid my Spanish is deplorable, Mr. Juarez.

Belli ki ikimizde de içler acısı bir meraksızlık var.

Apparently we both suffer from a deplorable Iack of curiosity.

Click to see more example sentences
acımak bite

Örümcek ısırığı acısız olur.

The spider's bite is painless.