Turkish-English translations for acıtmak:

pain · hurt · cause · cause pain · to hurt · smart · sting · pinch · to cause pain · wrong · bite · other translations

acıtmak pain

İçeri gel Scott. Bu yaşlı adama acısı için küçük bir şey ver.

Oh, come in, Scott, and give an old man a little something for his pain.

Ama daha az acı verici ve kalıcı olmaması için yollar var.

But there are ways to make it less painful and sometimes less permanent.

Evet, bu acı verici olmalı.

Yes, this must be painful.

Click to see more example sentences
acıtmak hurt

Merak etmeyin, sadece bir veya iki saniye için acıtacak

Don't worry, it'll only hurt for a second or two.

Bu çok kötü acıyor.

This hurt real bad.

Canı acıyor çünkü ben onu incittim ve bunu durdurmak istiyor.

He's hurting because I hurt him and he wants it to stop.

Click to see more example sentences
acıtmak cause

Senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum ve sana ne kadar acı verdiğini biliyorum.

I know how important it is to you, and I know how much pain this is causing you.

Ne kadar acıya sebep olduğunu biliyor musun?

Do you know how much pain you caused?

Hiç acı hissetmiyorum, çünkü eğitimli bir beynim var.

I feel no pain, 'cause I have a trained mind.

Click to see more example sentences
acıtmak cause pain

Senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum ve sana ne kadar acı verdiğini biliyorum.

I know how important it is to you, and I know how much pain this is causing you.

Ne kadar acıya sebep olduğunu biliyor musun?

Do you know how much pain you caused?

Onlar bize yeterince acı vermediler mi?

Didn't they cause us enough pain already?

Click to see more example sentences
acıtmak to hurt

O kadar acı veriyor ki bir şeyler kırmak istiyorum.

It hurts so much that I just want to break something.

Bu gerçekten acı verecek.

That's really going to hurt.

Sanırım bu beklenen bir şey ama bana çok acı veriyor.

I guess that's to be expected but it hurts me.

Click to see more example sentences
acıtmak smart

Çok akıllı ve sempatik bir kadın olan doktor, bana acıdı. Ve başka bir seçenek sundu.

A doctor, a very smart and sympathetic woman, pitied me and offered me another option.

Hayır, hayır. Bu hırsız hem acımasız hem de zeki.

No, no, no. this thief is ruthless and smart.

Zeki, korkusuz, akıllı, sadık arkadaşlarını koruyan, sıkıştığında acımasız.

Smart, fearless, clever, loyal protective of friends, ruthless if crossed.

Click to see more example sentences
acıtmak sting

Polis bu kız için büyük bir acı operasyon yürütüyor.

Police are conducting a big sting operation for this girl.

Ama.. Tam bir acı çektirme operasyonu..

But it's a total sting operation.

Ey ölüm, nerede bu acı?

'O death, where is thy sting?

Click to see more example sentences
acıtmak pinch

Bir gece, bir tutam acı biberli işlenmemiş kakao içmek için davet edildi.

One night, he was invited to drink unrefined cacao with a pinch of chilli.

Ufak bir acı hissedeceksin, tamam mı?

Gonna feel a little pinch, okay?

Ufak bir acı hissedeceksin.

You'll feel a little pinch.

Click to see more example sentences
acıtmak to cause pain

Senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum ve sana ne kadar acı verdiğini biliyorum.

I know how important it is to you, and I know how much pain this is causing you.

Benim niyetim bu değildi sana daha fazla acı çektirmek.

It was not my intention to cause you more pain.

Bir iblis Dalton'ın bedenini tek bir sebep için arıyor diğerlerine acı vermek.

A demon who seeks Dalton's body for one reason: to cause pain to others.

Click to see more example sentences
acıtmak wrong

Ama yanlış bir karar verirseniz, Sylvia'yı acılı ve yavaş bir ölüme mahkum edeceksiniz.

But make the wrong decision here and you condemn Sylvia to a painful and lingering death.

Bazen yaşam acı ve kavga getirir" "ve her şey yanlış gözükür.

Sometimes life brings pain and strife And all seems wrong

acıtmak bite

Örümcek ısırığı acısız olur.

The spider's bite is painless.