Turkish-English translations for acayip:

weird · strange · crazy · freak · some · funny · peculiar · odd · funky · eccentric · uncanny · bizarre · kinky · unusual · grotesque · extraordinary · screwy · curious · queer · freakish · cranky · wacky · outlandish · fantastic, fantastical · novel · flaky · other translations

acayip weird

Sana biraz acayip bir soru sorabilir miyim?

Can I ask you kind of a weird question?

Bu bina çok acayip, dostum. Çok acayip.

This building is very weird, man, it's very weird.

Çok acayip bir gün.

What a weird day.

Click to see more example sentences
acayip strange

Biliyorum acayip geliyor, ama tuhaf bir rüya Şunun gibi!

I know it sounds strange, but some weird dream is Like that!

Ne acayip bir kelime.

What a strange word.

Burada çalışan acayip bir şey var.

There's something strange at work here.

Click to see more example sentences
acayip crazy

Evet ama en acayip kısım bu değildi.

Yeah, but that wasn't the crazy part.

Çok acayip bir gün geçirdim.

I have had a crazy day.

Burada çok acayip bir sisteminiz var.

It's a crazy system you've got here.

Click to see more example sentences
acayip freak

Suç ortağın bu mu? Bu küçük acayip yaratık mı?

This is your partner in crime, this little freak?

Acayip bir okul değil.

It's not a freak school.

Ne acayip bir gösteri!

What a freak show.

Click to see more example sentences
acayip some

Biliyorum acayip geliyor, ama tuhaf bir rüya Şunun gibi!

I know it sounds strange, but some weird dream is Like that!

Bu sanki acayip bir alternatif evren gibi ve bende seni seviyorum

This is like, some weird, like, alternate universe. And I love you, too.

Cidden, orada çok acayip şeyler var.

Honestly, there's some weird stuff out there.

Click to see more example sentences
acayip funny

Ve herkes bunun acayip komik olduğunu düşündü.

And everybody just thought that was super funny.

Acayip bir şey kokuyor, baba.

Something smells funny, Dad.

İnsanlar çok acayip.

People are funny.

Click to see more example sentences
acayip peculiar

Evet, tamam. Bu günlerde bir çok insanın acayip fikirleri var.

Yeah well, these days, a lot of people have peculiar ideas.

Bu çok ama çok acayip.

This is very, very peculiar.

Bu acayip bir parti, ama hiçbir şey beni şaşırtmıyor.

My, it's a peculiar party, not that that surprises me.

Click to see more example sentences
acayip odd

Bu gerçekten acayip çünkü sen asla kızları eve getirmezsin.

Which is really odd, because you never bring girls home.

Baba, bu çok acayip.

Dad, this is so odd.

Ne acayip bir adam.

What an odd guy.

Click to see more example sentences
acayip funky

Kendine güzel, acayip bir tekerlekli sandalye alırsın.

You can get yourself a nice, funky wheelchair.

Bana şu acayip şeyi ver.

Give me that funky stuff.

Sen daha acayip bir şeyler arıyorsun.

So, you're looking for something funky.

Click to see more example sentences
acayip eccentric

Adam çok yaşlı ve acayip.

He's too old and eccentric.

Ne acayip bir oyunculuk!

What an eccentric performance!

Babam çok acayip bir adamdı.

Well, Father was very eccentric.

Click to see more example sentences
acayip uncanny

Sharps karabinalar çok acayip şekilde dengeli ve duyarlı aletlerdir.

A Sharps carbine is an instrument of uncanny balance and precision.

Sharps karabinalar çok acayip şekilde dengeli ve hassas aletlerdir.

The Sharps carbine is an instrument of uncanny power and precision.

Ne acayip, Bay Reid.

How uncanny, Mr Reid.

Click to see more example sentences
acayip bizarre

Vay, bu acayip bir şeymiş.

Wow, this is really bizarre

Çok acayip bir yürüyüş şeklin var.

You just have a very bizarre gait.

Acayip bir şeydi.

It was bizarre.

Click to see more example sentences
acayip kinky

Sen ne zamandan beri bu kadar acayip oldun?

Since when did you become so kinky?

Evet. Acayip, değil mi?

Yes. it's kinky, isn't it?

Acayip, değil mi?

Kinky, isn't it?

Click to see more example sentences
acayip unusual

Aslında onun ne kadar acayip olduğunu bilmiyor.

She doesn't actually know how unusual he is.

Bu oturmak için acayip bir yöntem, değil mi?

That is an unusual way to sit. Right?

Onlar çok acayip.

They're very unusual.

Click to see more example sentences
acayip grotesque

Bir aptal, acayip bir şey.

A fool A grotesque one

Acayip, seri cinayetler.

Grotesque serial killing

Senin kocaman ve acayip vücudun, Quantonium'u durdurdu.

Your enormous grotesque body, contains Quantonium.

acayip extraordinary

Sonra komşularımız Barbara ve George bize en acayip şeyi anlattı.

But then our neighbors Barbara and George told us the most extraordinary thing.

Dans eden biri, belki acayip hareketler yapıyor, ama bir siluet.

A person dancing, maybe doing extraordinary moves, but a silhouette.

acayip screwy

Çünkü bak tatlım dünya acayip bir yer.

Because, see, hon the world's a screwy place.

Çok acayip bir dünya.

This is a screwy world.

acayip curious

Acayip olan tek şey bu değil.

That's not the only curious thing.

Ne acayip tüyler.

What curious feathers.

acayip queer

O da şu acayip erkeklerden biri değil mi?

He's one of those queer men, isn't he?

Acayip şey Hank.

Queer thing, Hank.

acayip freakish

Acayip güçlü bir başparmağım var.

I have freakishly strong thumbs.

Tuhaf, sapkın, acayip

Weird, freakish, odd

acayip cranky

Bu harika acayip, yaşlı bir köpek.

That's just great, A cranky old dog,

acayip wacky

Deandra, bu çok acayip.

Deandra, this is wacky.

acayip outlandish

Bu çok acayip bir varsayım.

That is an outlandish assumption.

acayip fantastic, fantastical

Evet şey, benimkiler gerçekten acayip

Yes, well, mine are really fantastic

acayip novel

İşte bu acayip bir fikir.

Oh, that's a novel idea.

acayip flaky

Oyuncular neden bu kadar acayip olurlar?

Why are actors so freaking flaky?