Turkish-English translations for acele:

hurriedly, hurry, hurried · hurry-up · rushing, rush · quick, quickness · in a hurry · hustle · hasty · haste · fast · hastily · urgency · urgent · speed · pressing, press · flying · other translations

acele hurriedly, hurry, hurried

Çabuk bir şeyler düşün. Acele et ve bir şeyler düşün çünkü bu insanlar bir gösteri bekliyorlar.

Think of something fast, hurry up and think of something, because these guys want a show.

Bakın üzgünüm, ama çok acelemiz var, tamam mı?

Look, I'm sorry, but we're in a real hurry, okay?

Hadi, hadi, acele edin.

Come on! Hurry it up!

Click to see more example sentences
acele hurry-up

Çabuk bir şeyler düşün. Acele et ve bir şeyler düşün çünkü bu insanlar bir gösteri bekliyorlar.

Think of something fast, hurry up and think of something, because these guys want a show.

Acele et, zaten geç kaldık.

Hurry up, we're already late.

Evet, acele et!

Yeah, hurry up!

Click to see more example sentences
acele rushing, rush

Tamam ama aceleye gerek yok çünkü daha bir aydır birlikteyiz.

Okay, but there's no rush, Because we've only been together a month, so

Selam, kusura bakma biraz acelem var da.

Hi, sorry to have a little rush.

Aceleye gerek yok, üç günüm daha var.

There's no rush, we've got three days.

Click to see more example sentences
acele quick, quickness

Ve acele et. özür dilerim Bay Thomas.

Do it quick. I'm sorry, Mr. Thomas.

Acele et, çok geç olmadan.

Quick! Before it's too late!

Tamam. Acele et. Hemen buraya koy.

Okay, quick, put it in here.

Click to see more example sentences
acele in a hurry

Bir dahaki sefere bu kadar acele etme.

Next time don't be in such a hurry.

Benim de acelem var ve ilk ben geldim.

I'm in a hurry too, and I came first.

Bu kadar acele etme.

Don't be in a hurry.

Click to see more example sentences
acele hustle

Biraz acele edelim, Mitch.

Let's see some hustle, Mitch.

Haydi kızlar, biraz acele edin.

Come on, girls, a little hustle.

Gidelim, acele edin, acele edin.

Let's go. Hustle, hustle, hustle.

Click to see more example sentences
acele hasty

Belki biraz fazla aceleci oldu, ama bazı insanlar biraz fazla koruyucular.

A bit too hasty, maybe, but some people are a bit too protective.

Bir şey yapmak için bu kadar aceleci olma.

Don't be so hasty to jump into anything.

Belki de fazla aceleci davrandık, Ashley.

Maybe we're being too hasty, Ashley.

Click to see more example sentences
acele haste

Lütfen bize yardım etmek için acele köye gelin.

Please come in haste to our village to help us.

Bana o çocuğu bulun. Ve acele edin.

Find me that child and make haste.

Lütfen bayım, acele etmem gerek.

Please, sir. We must make haste.

Click to see more example sentences
acele fast

Çabuk bir şeyler düşün. Acele et ve bir şeyler düşün çünkü bu insanlar bir gösteri bekliyorlar.

Think of something fast, hurry up and think of something, because these guys want a show.

Ama acele et, çünkü zaman çok hızlı değişiyor.

But hurry, because everything is changing so fast

Acele edin beyler. Hızlı gidiyor.

Hurry up, guys, he's moving fast.

Click to see more example sentences
acele hastily

Uyku hapları, aceleyle yazılmış not.

Sleeping pills, hastily written note

Lütfen aceleyle karar vermeyin.

Please, don't decide hastily.

Savaş alanında aceleyle yazıldı.

Hastily written on the battlefield.

Click to see more example sentences
acele urgency

Bu fevkalade bir keşif fırsatı, ama tüm bu acele niye?

The opportunity for discovery is extraordinary, but why the urgency?

Pardon, efendim, ama bu acele niye?

Excuse me, sir, but why the urgency?

Baa, düğün için neden bu kadar acele ediyorsun?

Baa, why this urgency for the wedding?

Click to see more example sentences
acele urgent

Acil, lütfen acele edin.

It's urgent, please hurry.

O yüzden bu acelem.

That's why it's urgent.

Ben polisim ve acelem var.

I'm a cop and it's urgent.

Click to see more example sentences
acele speed

Acele git şimdi, şarkım, hızlı bir kuş gibi

Hurry away now, my song, Like a speeding bird

Acele et, herif hız yapıyor.

Hurry up, the guy's speeding.

acele pressing, press

Özür dilerim, benim de biraz acelem var.

Sorry, I'm a little pressed for time, too.

Acele et, vakit daralıyor!

Hurry, time is pressing.

acele flying

Acele et, bana uç.

Hurry, fly back to me.