Turkish-English translations for acil:

emergency · urgent · it's an emergency · immediate · pressing · contingency · urgency · badly · exigent, exigency · other translations

acil emergency

Bu çok önemli. Acil bir durum olduğunda, gerçekten acil durum demek istiyorum. Bu adrese git.

Oh, this is very important; in case of emergency, I mean, emergency, go to this address

Şimdi acil bir durum varsa ben ne yapayım?

Now what do I do if there's an emergency

Böyle bir şeyler bence."Acil bir durum olduğunu duydum.

Something like, "Hey, I heard this is an emergency.

Click to see more example sentences
acil urgent

Burada acil tıbbi yardıma. ihtiyacı olan yedi kişi var.

We have seven people here in need of urgent medical attention.

Doktor Stone için acil mesaj.

Urgent message for Dr. Stone.

O kadar acil olan bu muydu?

This was what's so urgent?

Click to see more example sentences
acil it's an emergency

Tanrım çok kötü hissediyorum ama bu acil bir durum.

God, I feel terrible, but it's an emergency.

Bak, bu acil bir durum.

Look, it's an emergency.

Evet ama ya acil bir durumsa?

Yeah, but what if it's an emergency?

Click to see more example sentences
acil immediate

Tüm Koloni gemileri, derhal acil randevu noktasına sıçrayın.

All Colonial vessels jump immediately to emergency rendezvous coordinates.

Bütün mürettebat, derhal acil durum istasyonuna rapor verin.

All crew, report immediately to your emergency stations.

Acil tıbbi müdahaleye ihtiyacı var.

He needs immediate medical attention.

Click to see more example sentences
acil pressing

Hey, Karl, böldüğüm için özür dilerim, fakat bizde senin için bir fırsat var ve bu acil.

Hey, Karl, I'm sorry to interrupt, but we have an opportunity for you and it's pressing.

Hayır. Şu an daha acil bir sorunum var.

I have a more pressing problem at the moment.

Ama şimdi çok daha acil bir şey ortaya çıktı.

But now something much more pressing has come up.

Click to see more example sentences
acil contingency

Kara para aklama ve tabii ki, Block'un acil durum planı.

Laundering money and, of course, Block's contingency plan.

Bir acil durum planımız var mı?

Do we have a contingency plan here?

Yeni acil durum yazılımı farklı bir eylem planı içeriyor.

New contingency software indicates a different course of action.

Click to see more example sentences
acil urgency

Bu kadar erken saatte aradığım için özür dilerim Ichabod, ama acil bir durum sözkonusu.

I'm sorry to call so early, Ichabod, but there's a matter of some urgency.

Spalatin, seni bu geç vakte kadar tuttuğum için üzgünüm ama bu biraz acil bir durum.

Spalatin, I'm sorry for keeping you so late, but this is a matter of some urgency.

Dur tahmin edeyim. Bir şeye ihtiyacın var ve acil bir durum.

Let me guess you need something, and it's a matter of some urgency.

Click to see more example sentences
acil badly

Hanımefendi, lütfen ambülans gönderin. Burada acil bir durum var, bir kız kendini kötü hissediyor.

Madam, please, send a car, we have an emergency here, a girl that feels very bad.

Acil bir durum var. Bir adam çok fena yaralandı.

Look, there's been an emergency, a man's hurt very badly.

Burada herkesin kötü bir alışkanlığı var; Herşey acil.

Here everybody's got a bad habit: Everything's urgent.

acil exigent, exigency

Bu acil bir Operasyon'dur.

This is Operation Exigent.

Bizler yürüyen, konuşan, acil durumlarız.

We're the walking, talking "exigent circumstances".