Turkish-English translations for adamak:

dedicate · give · devote · commit · offer · wed · vow · other translations

adamak dedicate

Yani bu kadın ya ciddi şekilde kendini adamış ya da senden bile daha az sosyal hayatı var.

So this woman is either seriously dedicated or has less of a social life than you do.

Ağabeyim kendini adamış ve kibar biriydi. Çok dürüst bir insandı.

My brother was very dedicated and kind, he was a very honest person

Aslında, Matt, baban çok kendini işine adamış biriydi.

Actually, Matt, your father was very dedicated.

Click to see more example sentences
adamak give

Bak, adamım onu bana ver, tamam mı?

Look, man Just give it to me, okay?

Haydi ama, adamım, bana içecek bir şeyler ver.

Come on, man, give me something to drink.

Tanrı ona bir ad verir.

God will give him a name.

Click to see more example sentences
adamak devote

Genç ve taze biri, kendini tamamen sana adamış.

Someone young and fresh and completely devoted to you.

Bir doktor ya da avukat olsan bile, Ya da başkaları için hayatını adamış bir hayırsever.

Even if you become a doctor, or a lawyer, or a philanthropist who devotes his life to others.

Kendini adamış bir anne

Such a devoted mother.

Click to see more example sentences
adamak commit

Orada olmak, kendini adamak. Tüm gün, her gün, sonsuza dek.

It's about being there, being committed, all day, every day, forever.

Ama aynı zamanda kendini adalete adamış bir avukattı da.

But he was also a lawyer, committed to justice.

Bu adam gerçekten kendini adamış.

This guy was really committed.

Click to see more example sentences
adamak offer

Bu çok nazik bir teklif Bay Kirby, ama ben çok meşgul bir adamım.

That's a very kind offer, Mr. Kirby, but I'm a very, very busy man.

Ve bir ada gibi barınak sağlıyor ancak uçan balıklar için değil, yumurtaları için.

And like an island it offers shelter, not for the flying fish, but for their eggs.

Bay Kessler harika teklifiniz için teşekkür ederim ama Borowiecki, Lodz'da sizden daha büyük bir adamdır.

Mr. Kessler thank you for the wonderful offer but Borowiecki is a bigger man in Lodz than you are.

Click to see more example sentences
adamak wed

Bu senin düğünün, adamım.

It's your wedding, man.

Dougie, itiraf etmeliyim ki, harika bir düğün oldu, adamım.

Dougie I gotta tell you, man, this was a gorgeous wedding.

O aslında polis memuru Jimson'un düğünündeki en iyi adamdı.

He was actually the best man at Officer Jimson's wedding.

adamak vow

Ada ve ben, soygundan bir gün önce burada sözlenmiştik.

Ada and I exchanged vows here the day before the heist.