Turkish-English translations for adil:

fairness, fair · unfair · just · even · righteous · impartial · unjust · equitable · fair-minded · lawful · scrupulous · other translations

adil fairness, fair

Hayır, bu adil değil, baylar ve bayanlar.

No, that's not fair, ladies and gentlemen.

Bu adil değil, tamam mı?

it's not fair, okay?

Ama o zaman yeterince adil olmaz.

But then it won't be fair enough.

Click to see more example sentences
adil unfair

Bu adil olmayan bir soru. Çünkü sen hamilesin.

It's an unfair question, because you are pregnant.

Bu adil değil, ama masum ailelerin parasını çalmak da öyle.

It's unfair, but so is stealing from innocent families.

Bu adil değil, baba.

This is unfair, dad.

Click to see more example sentences
adil just

Belki adil değil, ama bazen Tanrı bazı adamlara biraz daha fazlasını verir.

Maybe it's not fair, but sometimes God gives some men just a little bit more.

Bu hiç adil değil, biliyor musun?

It's just not fair, you know?

Bu sadece adil değil.

It just isn't fair.

Click to see more example sentences
adil even

Adil bir karar olabilir hatta doğru bir karar da olabilir.

It may be a fair decision, it may even be the right decision.

Bu adil bir maç bile değil.

This isn't even a fair match.

Hiç adil değil dostum.

Not even fair, dude.

Click to see more example sentences
adil righteous

Bak Rufus, biliyorum üzgünsün ama nasıl bu kadar adil olabiliyorsun?

Look, Rufus, I know you're upset, but how can you be so righteous?

Biz en havalı, en zengin ve dunyadaki en adil ulusuz.

We're the coolest, richest, most righteous nation on Earth.

Büyükbaban çok mantıklı ve adil biri

Grandpa is a reasonable and righteous man

Click to see more example sentences
adil impartial

Adil ve tarafsız bir fırsat.

A fair and impartial opportunity.

Tek istediğimiz adil ve tarafsız bir fırsat.

A fair and impartial opportunity is all we ask.

Adil ve tarafsız bir karar verilmesini nasıl umabilirim?

How can I expect a fair and impartial decision?

Click to see more example sentences
adil unjust

Hayır, Bayan Lodge, bu adil olmayan bir karardı.

No, Miss Lodge, this was an unjust verdict.

Bu adil değil ve bunu biliyorsunuz,Bayan Browning.

That's unjust and you know it, Miss Browning.

Adaletsizlik bu, hiç adil değil.

This is unjust. It's unfair.

Click to see more example sentences
adil equitable

Uzun bir süredir, ekonomi doğal ve adil bir ittifak içerisindeydi.

For a long time, the economy seemed like a natural and equitable alliance.

Adil bir biçimde sonuçlanacaktı.

As in an equitable result.

adil fair-minded

Laura senin çok adil biri olduğunu söylemişti.

Laura said you were very fair-minded.

Adil görüşlü bir bilim adamıdır.

He's fair-minded, a scientist.

adil lawful

Yasalar her zaman adil değildir.

The law is not always fair.

adil scrupulous

Dikkatli, titiz ve adil bir teftiş yürütüyoruz.

Uh, we're conducting a careful and scrupulously fair review.