Turkish-English translations for ahlaksız:

dirty · corrupt · immoral · depraved · vicious · wicked · naughty · amoral · mean · unscrupulous · nasty · filthy · impure · indecent · unethical · dissolute · debauched · unprincipled · licentious · vile · moral · purple · libertine · bad · foul · other translations

ahlaksız dirty

Sen ahlaksız bir kızsın.

You are a dirty girl.

Benim gibi ahlaksız bir kızsın.

You're a dirty girl, like me.

Ahlaksız bir kadın seni öldürmez, onu öldürme.

A dirty woman Doesn't kill you, don't kill her.

Click to see more example sentences
ahlaksız corrupt

Peter Florrick ahlaksız ve mahkum edilmiş bir bölge savcısı.

Peter Florrick was a corrupt and convicted state's attorney.

Sence ben ahlaksız bir polis miyim?

Do you think I'm a corrupt policeman?

Ya o edepsiz, ahlaksız adamlar, ya da masum oğlun.

Those immoral, corrupt men or your innocent son.

Click to see more example sentences
ahlaksız immoral

Steve zayıf, ahlaksız ve yalancı, ama yine de iyi bir tip.

Steve's weak, immoral and a liar, but still a nice guy.

Ahlaksız ya da yasadışı bir şey yapmıyoruz.

We're not doing anything illegal or immoral.

Ya o edepsiz, ahlaksız adamlar, ya da masum oğlun.

Those immoral, corrupt men or your innocent son.

Click to see more example sentences
ahlaksız depraved

Eh, biz, medeniyeti yaşıyoruz, erkekler daha çok ahlaksız ve şeytani oluyor her zaman.

Well, civilization we live in, men become more depraved and demonic all the time.

Bir kadın gibi görünüyorsun, seni ahlaksız, sapıtmış, rezil!

You look like a woman, you vile, depraved pervert!

Belki de belki de bana özelikle iğrenç, ahlaksız Ypres'in hayalini hatırlattı.

It reminded me perhaps perhaps, of a particularly disgusting and depraved dream of Ypres.

Click to see more example sentences
ahlaksız vicious

Bayan Dabney huysuz, ahlaksız, gaddar korkunç, çirkin yaşlı bir cadı olabilir.

Mrs. Dabney may be a mean, vicious, cruel, Horrible, nasty old witch,

O ahlaksız ve tehlikeli bir kadın.

She's a vicious, dangerous woman.

Onlar bir avcı kadar ahlaksız olmak için programlandılar.

They were programmed to be as vicious as any hunter.

Click to see more example sentences
ahlaksız wicked

Bu hastalık Tanrının bu ahlaksız dünyaya verdiği bir ceza.

The disease is God's punishment on a wicked world.

Ve kardeşin bir ahlaksız.

And your brother is wicked.

En pis ve ahlaksız sihirbaz.

Most foul and wicked wizard.

Click to see more example sentences
ahlaksız naughty

Demek şimdi bu ahlaksız kuzen Jessie ile birlikte çalışıyorsun.

Now you're working with this naughty cousin Jessie.

O çok ahlaksız bir çocuk.

He's a very naughty boy.

Yoksa bu ahlaksız bir sır mıydı?

Or was that a naughty secret?

Click to see more example sentences
ahlaksız amoral

Çünkü o benim oğlum, ve sen de ahlaksız bir sapıksın.

'Cause he's my son, and you're just an amoral prick.

Gerçek şu ki, ahlaksız ve yozlaşmış bir ülke haline geldik.

The truth is we've become an amoral and corrupt country.

Ve profösör; bunak, ahlaksız ve kafadan çatlak!

And the professor's a senile, amoral crackpot!

Click to see more example sentences
ahlaksız mean

Ama bir gün, bu ahlaksız eleştirmen yeni bir makale için tekrar restorana geldi.

But one day, this mean critic came back to the restaurant for a new article.

Bayan Dabney huysuz, ahlaksız, gaddar korkunç, çirkin yaşlı bir cadı olabilir.

Mrs. Dabney may be a mean, vicious, cruel, Horrible, nasty old witch,

Şu hemşire, zalim, ahlaksız yaratık

That nurse, mean, vicious creature

Click to see more example sentences
ahlaksız unscrupulous

Ben ahlaksız ve acımasızım.

I'm unscrupulous and ruthless.

Sen çok ahlaksızsın

You are unscrupulous

Doğru! susturucusuz, ahlaksız, özel hayatı olmayan.

Right! Unmuzzled, unscrupulous, no private life.

Click to see more example sentences
ahlaksız nasty

Yine ahlaksız bir şey mi söyledi?

Has he said something nasty again?

Seni ahlaksız küçük adam!

You nasty little man.

Bayan Dabney huysuz, ahlaksız, gaddar korkunç, çirkin yaşlı bir cadı olabilir.

Mrs. Dabney may be a mean, vicious, cruel, Horrible, nasty old witch,

ahlaksız filthy

O beni ahlaksız yaptı.

He made me filthy.

Ben adi pis ve ahlaksızım.

I'm vile and filthy and corrupt.

ahlaksız impure

Yemek için yeşil, içecekler için turuncu ahlaksız düşünceler içinse kırmızı.

Green for food, orange for beverages, red for impure thoughts.

Ben kari oldum ahlaksız bir kadın.

I became kari, an impure woman.

ahlaksız indecent

Efendim, bir monkey ahlaksız bir şeyler gösteriyor.

Sir, a monkey is showing something indecent.

Ahlaksız bir tören?

An indecent ceremony?

ahlaksız unethical

Sen gördüğüm en ahlaksız, en ilkesiz

You are the most unethical, unprincipled

Sen delirmiş, garip, ahlaksız bir mahluksun!

You demented, bizarre, unethical toad!

ahlaksız dissolute

Ricardo Giovanni, lakabı Bülbül. Yetenekli ama ahlaksız, ahlakı çok bozuk.

Ricardo Giovanni, alias the Nightingale, capable but dissolute, much too dissolute.

Usta, Sen, çok ahlaksızsın!

Sensei, you're so dissolute!

ahlaksız debauched

Ahlaksız yabancılar ve ateistler büyük ahlaksızlığa batıp yozlaşmış hayatlar yaşıyorlar.

Debauched aliens and atheists falling into great licentiousness and leading degenerate lives.

Ahlaksız yabancılar ve ateistler büyük ahlaksızlığa batıp yozlaşmış hayatlar yaşıyorlar.

Debauched bacchanalians and atheists falling into great licentiousness and leading degenerate lives.

ahlaksız unprincipled

Sen gördüğüm en ahlaksız, en ilkesiz

You are the most unethical, unprincipled

Ama köşeye sıkışmış zeki, ahlaksız bir narsistsin tekisin.

But you're a very clever,unprincipled narcissist In a desperate corner.

ahlaksız licentious

Ahlaksız yabancılar ve ateistler büyük ahlaksızlığa batıp yozlaşmış hayatlar yaşıyorlar.

Debauched aliens and atheists falling into great licentiousness and leading degenerate lives.

Ahlaksız yabancılar ve ateistler büyük ahlaksızlığa batıp yozlaşmış hayatlar yaşıyorlar.

Debauched bacchanalians and atheists falling into great licentiousness and leading degenerate lives.

ahlaksız vile

Bir kadın gibi görünüyorsun, seni ahlaksız, sapıtmış, rezil!

You look like a woman, you vile, depraved pervert!

Ben adi pis ve ahlaksızım.

I'm vile and filthy and corrupt.

ahlaksız moral

Ahlaki ya da ahlaksız?

Whether moral or immoral?

ahlaksız purple

Ve sonra dedi ki "Ahlaksız deve çim biçen adam

And then he said, "Purple camel lawn mower, man.' '

ahlaksız libertine

Marki tehlikeli bir suçlu, bir sapık ve ahlaksız.

He's a dangerous criminal, a pervert and a libertine.

ahlaksız bad

Üç terbiyesiz, kötü, ahlaksız hemşire.

Three saucy, bad, naughty nurses.

ahlaksız foul

En pis ve ahlaksız sihirbaz.

Most foul and wicked wizard.