Turkish-English translations for aile:

family · parent · house · people · wife · folk · domestic · blood · relations · kin · household · other translations

aile family

O büyük bir aile istiyor ama bence bir oğlan ve bir kız güzel olur.

He wants a big family, but I think just a boy and a girl would be nice.

Ve sizin için iyi olan, aile için iyi olan.

And he's good for you, good for a family.

Ne mutlu bir aile ama!

What a happy family!

Click to see more example sentences
aile parent

Ailem için değil, Nathan için de değil sadece benim için ve Chris bana bunu yapmamda yardım etti.

It's not for my parents, it's not for Nathan, it's just for me and Chris can help me get it.

Ailesi onu eve götürdü.

His parents took him home.

Bana bir şey olursa, Ailemi tanıştım.

If anything happens to me, you've met my parents.

Click to see more example sentences
aile house

Artık bir evin ve bir ailen var.

Now you got a house and a family.

Evi ve ailesi ile birlikte.

With a house and a family.

Bu evin gerçek bir aileye ihtiyacı var.

This house needs a family, you know.

Click to see more example sentences
aile people

Bu artık benim hayatım ve bu insanlar benim ailem.

This is my life now, and these people are my family.

Benim ailem gibi insanlar.

People like my family!

Tüm bu insanlar senin ailenden mi?

All of these people are your family?

Click to see more example sentences
aile wife

Senin en azından bir karın ve ailen var.

You at least have a wife and a family.

Bu yüzden, onun için, eşi için, ailesi için,

So, please, for him, for his wife, for his family,

Peki ya bir eş, çocuklar, aile?

What about a wife, children, a family?

Click to see more example sentences
aile folk

Ailen Clark ve Marty Davis, bir de küçük bir oğlun var.

Your folks are Clark and Marty Davis, and you have a little boy.

Ailem birkaç sokak ötede bir ev satın aldı.

My folks bought a house a few blocks away.

Belki özel bir okulda, yaşlı bir ailenin evinde ya da başka bir yerde kütüphane vardır.

Well, maybe it's a private school, an old folks' home, or something else that has a library.

Click to see more example sentences
aile domestic

Bu tipik bir aile içi şiddet durumu gibi görünüyor.

It looks like a typical case of domestic violence.

Aile içi şiddet bölümünde bir arkadaşım var ve

I have a friend in domestic violence and

Bu aile içi, senin oyunun değil.

This is domestic, it's not your play.

Click to see more example sentences
aile blood

Kan nakli için bir aile üyesine ihtiyaçları vardı ve ben de doktorlara Jack'in numarasını verdim.

They needed a family member for a blood transfusion, and I gave the doctors Jack's number.

Onlar benim çocuklarım, ailem, kendi etim ve kanım.

They're my children, my family, my own flesh and blood

Sadece doğru kan bu aileyi hayatta tutar.

See, only true blood will keep this family alive.

Click to see more example sentences
aile relations

Küçük prensesle ilgili bir şeyler var çünkü o resmin merkezinde ailesi, yani kral ve kraliçe değil.

Something relates little princess because she's the center of the picture, Not her parents, The queen and the king.

Aile ile bir akrabalığı var.

She's related to the family.

Bugsy Siegel ailenizden biri mi?

Are you related to Bugsy Siegel?

Click to see more example sentences
aile kin

Tek ailesi sensin değil mi?

You're the only kin, right?

Çünkü sen Conroy ailesinin en yakın akrabasısın.

Because you're next of kin to the Conroy family.

Ailem, Bayan Drablow böyle söylüyor.

My kin, Mrs Drablow says here.

aile household

O çok bu aileye adamış kendini.

She's very dedicated to this household.

Bennet ailesine hoş geldin.

Welcome to the bennet household.

İk İk-İk-İki aile

T T-T-Two households