Turkish-English translations for akıllı:

smart · clever · wise · intelligent · knowing · good · bright · seemly · cute · smartphone · advise · reasonable · sensible · sane · sound · rational · shrewd · understanding · witty · astute · brainy · becoming · politic · sage · sapient · judicious · prudent · applicable · discreet · intellectual · proper · other translations

akıllı smart

Evet, çünkü sen akıllısın ve mükemmel bir babasın, ayrıca başka bir şansın da var ki?

Yeah, 'cause you're smart. And you're a great dad, and what other choice do you have?

Gerçekten akıllı bir adamsın.

You're a really smart guy.

Çok doğru ve çok akıllıca.

Very true and very smart.

Click to see more example sentences
akıllı clever

Çok akıllı biri değil, ama sanırım seni bu yüzden çok seviyor.

She's not too clever but I guess that's why she loves you so much

Bu konuda akıllı olmak zorundayız, tamam mı?

We just have to be clever about this, okay?

Çok akıllı olduğunu düşünüyor olmalısın.

You must think you're very clever.

Click to see more example sentences
akıllı wise

Ona artık daha fazla yetki vermek daha akıllıca olur, hatta daha fazla sorumluluk

It would be wise now to give him even more authority Even more responsibility

Maya çok akıllı bir kadın.

Maya is a very wise woman.

Evet, çok akıllıca bir öneri.

Yes, it's a very wise suggestion.

Click to see more example sentences
akıllı intelligent

Senden daha iyi bir şey beklerdim daha akıllıca bir şey, daha bilindik bir şey.

I expected something better of you, something more intelligent, something more knowing.

Bu akıllı, güzel zeki, komik kadını seviyorum.

I love this smart, beautiful Intelligent, funny Woman

Ben onu güzel, akıllı bir kız olarak gördüm hep.

I always saw her for the beautiful, intelligent woman she is.

Click to see more example sentences
akıllı knowing

Sen akıllı bir kadınsın ve onun için doğru olanı biliyorsun.

You're a smart woman, and you know what's right for him.

O akıllı bir adam, biliyorsun.

He's a smart man, you know.

O çok akıllı, biliyorsun bir insan için.

He's quite clever, you know for a human being.

Click to see more example sentences
akıllı good

Akıllı bir kız ol ve yap şunu.

Be a good girl and do it.

Evet, ne akıllı kız.

Yeah, what a good girl.

Akıllı, hoş biri ve iyi vücudu var. O da beni seviyor.

She's smart, pretty, has a good body likes me.

Click to see more example sentences
akıllı bright

O çok akıllı küçük bir kız.

She's a very bright little girl.

Sen pek akıllı değilsin, değil mi?

You're not very bright, are you?

Yapma, sen akıllı bir kızsın.

come on. You're a bright girl.

Click to see more example sentences
akıllı seemly

Bazen çok akıllı gözüküyorsun sonra bir kadın gibi konuşmaya başlıyorsun.

You seem so smart sometimes and then you start talking like a woman

Bakın, onu çok iyi tanımıyorum ama ama Gob çok akıllı bir patron olacakmış gibi gözüküyor.

Look, I don't know him very well but Gob seems like he'd be a really smart boss.

Sen çok akıllı bir kıza benziyorsun.

You seem like a smart intelligent girl.

Click to see more example sentences
akıllı cute

Evet, ama ayrıca akıllı ve komik ve çok, çok tatlı.

Yeah, but he's also smart and funny and really, really cute.

O çok sevimli ve çok akıllı.

He's so cute, and he's very smart.

Çok şekersin. Ama o kadar akıllı değilsin.

You're cute, but you're not too smart.

Click to see more example sentences
akıllı smartphone

Bu normal bir akıllı telefon gibi görünüyor, ama yüklenmiş bazı sofistike yazılımlar var.

It looks like a regular smartphone, but there's some pretty sophisticated software installed on it.

O, bilgisayarı ya da taşınabilir müzik çaları ya da akıllı telefonu icat etmedi.

He didn't invent the computer or the portable music player or the smartphone.

Bir genç kız ve bir akıllı telefon Basit bir şeydi.

It's a teenage girl and a smartphone that is a no-brainer.

Click to see more example sentences
akıllı advise

Ama yine de benim akıl hocam ve öğretmenim olabilirsin.

But you can still be my mentor and spiritual adviser.

Jack, sen güvenilir bir akıl hocasısın.

Jack, you are a trusted adviser.

Kralın amcası ve en güvendiği akıl hocası, Lord Agravaine.

The King's uncle and most trusted adviser, Lord Agravaine.

Click to see more example sentences
akıllı reasonable

Belki bilimdir, belki mantıktır, belki de akıldır ya da başka bir şey de olabilir.

Maybe that's science and logic and reason or maybe it's something else.

Emma güzel, akıllı, mutlu, iyi bir insan ve garip bir sebepten, beni seviyor.

Emma's pretty, smart, happy, a good person and for some strange reason, she loves me.

İşte şimdi akıllı bir çocuk gibi konuşuyorsun.

Now you talk like a reasonable child.

Click to see more example sentences
akıllı sensible

Belki çok akıllıca değil, ama nedeni bu.

Maybe it ain't sensible, but that's the reason.

Akıllı bir kız ol.

Be a sensible girl.

Söyleme, sen akıllı bir kızsın.

Don't. You're a sensible girl.

Click to see more example sentences
akıllı sane

Peder Martin diyor ki, inanç sadece Tanrı'ya inanmak değil Tanrı'nın akıllı olduğuna inanmak.

Reverend Martin says that faith isn't just believing in God. Believing God is sane.

Bir kaç ay önce, Annie çok akıllı ve masum bir kızdı.

A few months ago, Annie was a very sane and innocent girl.

Genç, yaşlı, deli, akıllı, onun için hepsi aynı.

Young, old, crazy, sane are all the same to him.

Click to see more example sentences
akıllı sound

Bizim için biraz fazla akıllı görünüyor.

He sounds just too clever for us

O kadar akıllı durmuyor.

He doesn't sound that clever.

Kulağa akıllıca geliyor.

Sounds pretty smart.

Click to see more example sentences
akıllı rational

Akılcı yaklaşım yaşam için de en iyi ilaçtır.

A rational approach is the best medicine for life.

Akılcı bir öneride bulunabilir miyim lütfen?

Can I make a rational suggestion, please?

Dünya her zaman akılcı ve sistemli bir yer değil.

But the world is not always a rational, methodical place.

Click to see more example sentences
akıllı shrewd

Garip biri, ama çok akıllıdır.

He's weird, but he's very shrewd.

Akıllı bir kadınsın, Belle.

You're a shrewd woman, Belle.

Akıllı bir adam.

A shrewd man.

Click to see more example sentences
akıllı understanding

Anlıyorum seni, akıllı kız Teşekkür ederim

Understand you, a smart girl Thank you

Ama sen daha akıllısın ve bu şeyleri anlıyorsun.

But you're smarter and you understand these things.

Bir ışık, akıl ve anlayış getirici olarak.

As a bringer of light, wisdom and understanding.

Click to see more example sentences
akıllı witty

O, çok akıllı ve çok özel, tıpkı senin gibi.

He's so witty and so special, just like you.

Hoş ve akıllıca..

Lovely and witty.

Bu zarifçe, akıllıca.

It's elegant, witty.

Click to see more example sentences
akıllı astute

Pekala, dinle, Karen. Bu, çok akıllıca bir gözlem ve büyüleyici bir teklif. Ama sanırım emekli kalmaya devam edeceğim

All right, listen, Karen, that's a very astute observation and a fascinating offer, but I think I'm gonna stay retired.

Bu çok akıllıca bir soru.

That is a very astute question.

Bu çok akıllıca bir gözlem.

That's a pretty astute observation.

akıllı brainy

Ve onlar, bizim akıllı aristokrasimiz olarak adlandırılıyor.

And they are considered to be our brainy aristocracy!

O akıllı bir tip.

She's a brainy type.

Görüyor musun, O hem akıllı hemde güzel.

You see, she's brainy and beautiful.

akıllı becoming

Chris. birkaç dakika içinde başarılı ve akıllı bir yahudi olacaksın.

Aw, Chris. In a few minutes you'll become a smart, successful Jewish man.

Akıllı bir oğlan ol.

Become a smart boy.

Akıl ve vücut bir olur.

The mind and body become one

akıllı politic

Her siyasi partinin akıllı ve aptal üyeleri var.

Every political party has clever and stupid members.

Çok akıllı, çok kibar ama yine de sert biliyor musun?

He was really smart, really polite, but tough, you know?

Akıllı, utangaç ve kibar olarak nitelendirildi.

Described as intelligent, shy and polite.

akıllı sage

Senin akıllı tavsiyen bu mu, Van Bourke?

Is that your sage advice, Van Bourke?

Akıllı uslu, bilge birisisin Mike.

You're wise and sage-like, Mike Warren.

akıllı sapient

Belki akıllıca bir seçim değil, ama kesinlikle cesurca.

Not a sapient choice, perhaps; but brave, sure.

akıllı judicious

Akıllıca bir adli sistem.

A smart judicial system.

akıllı prudent

Belki bir toplantı akıllıca olabilir.

Maybe a meeting might be prudent.

akıllı applicable

Tamam, Greenbaum Akıllı Alışveriş kartı için başvuru formu.

Okay, it's an application for a Greenbaum Smart Shopper card.

akıllı discreet

Akıllı ve ağzı sıkı olmalı Bay Fry.

Wise wise and discreet, Mr. Fry.

akıllı intellectual

O bir gizem ve ben bunu akıl yoluyla açıklayamam.

He is a mystery, and I can't intellectually explain that.

akıllı proper

Çok uygun, çok akıllıca

Very proper. Very wise.