Turkish-English translations for akmak:

flow · run · bleed · stream · course · leak · to flow · flux · flood · pour · run down · pour out · drain · other translations

akmak flow

Tuz buza benziyor çünkü yumuşak ve plastik, bu yüzden o da akıyor.

Salt is similar to ice because it's soft and plastic, which is why it flows.

Benim kanım da sizinki gibi kırmızı akacak.

My blood will flow as red as yours.

Masum kanı akmakta ve öyle de devam edecek.

Innocent blood flows and will continue to flow.

Click to see more example sentences
akmak run

Soğuk, akan su yok, ve bir şeyler sürekli seni öldürmeye çalışır.

It's cold, there's no running water, and things are always trying to kill you.

Bu yol boyunca akan bir nehir var.

There's a river that runs along this road.

Hayat akan bir su gibi değişiyor.

Life changes like running water

Click to see more example sentences
akmak bleed

Görünüşe göre hala kanın akıyor, herkes gibi.

Looks like you still bleed just like everybody else.

Evet, kanları siyah akıyor.

Yep. They bleed black goo.

Ve tabii ki burnu akıyor.

And, of course, her nose bleeds.

Click to see more example sentences
akmak stream

Dr. Magnus, gelen bir veri akışını alıyorum.

Dr. Magnus, I'm receiving an incoming data stream.

Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederin

like the bloodline of Kings A swiftly flowing stream of memory and sorrow

Öyleyse adaletin bir nehir gibi ve doğrulukla akmasına izin verin.

So let justice flow like a river and righteousness like an ever-flowing stream.

Click to see more example sentences
akmak course

Bir erkek ol Akan bir nehir kadar hızlı

Be a man You must be swift as a coursing river

Akan bir nehir kadar hızlı Bir erkek ol

We must be swift as a coursing river Be a man

Ve tabii ki burnu akıyor.

And, of course, her nose bleeds.

Click to see more example sentences
akmak leak

Bay Patterson, spinal sıvı akıyor.

Mr. Patterson, you're leaking spinal fluid.

Ve şimdi de çatım akıyor.

And now my roof is leaking.

Çatım akıyor, ama bu kadar değil.

My roof leaks, but not this much.

Click to see more example sentences
akmak to flow

Tuz buza benziyor çünkü yumuşak ve plastik, bu yüzden o da akıyor.

Salt is similar to ice because it's soft and plastic, which is why it flows.

Ve bu nehir akıyor. Denize kavuşana dek. Ve bu nehrin aktığı yer.

And that river flows it flows to the sea where ever that river goes

Masum kanı akmakta ve öyle de devam edecek.

Innocent blood flows and will continue to flow.

Click to see more example sentences
akmak flux

Ayrıca paslanmaz çelik yapısı sayesinde akı dağılımı

Besides, the stainless steel construction made the flux dispersal

Manyetik akı ne ile ölçülür?

Magnetic flux is measured by what?

Bay Füzyon zaman devrelerine ve akı kapasitörüne güç verir.

Mr. Fusion powers the time circuits and the flux capacitor.

Click to see more example sentences
akmak flood

Büyük bir akın.

A great flood.

Los Angeles, New York gibi Texico gibi kentlere akın ettiler.

Flooding cities like Los Angeles, New York and Texico.

Bahar akıyor benim küçük kalbime.

Spring floods my little heart.

Click to see more example sentences
akmak pour

ve bir kez daha kan ve su aktı.

And at once blood and water poured out.

İki saat önce akın etmeye başladılar.

They started pouring in two hours ago.

Şehir dışından para akıyor.

Out-of-town money pours in.

akmak run down

Yanağından akan küçük bir yağmur damlası var. Aynı gözyaşı gibi.

You've got a raindrop running down down your cheek, just like a tear.

Yanağından akan küçük bir yağmur damlası var.

You've got a raindrop running down down your cheek.

Akıyor kırmızı ve güçlü, Nil boyunca

Running red and strong down the Nile

akmak pour out

ve bir kez daha kan ve su aktı.

And at once blood and water poured out.

Şehir dışından para akıyor.

Out-of-town money pours in.

akmak drain

O oğlan sadece drenajdan akıp gidiyor, o kadar.

That boy is just swirlin' down the drain.