Turkish-English translations for alış:

taking, take · buying, buy · in · pick · receiving · purchasing, purchase · taking over · reception · acquisition · other translations

alış taking, take

Beni al ve sen de benimle gel.

Take me, and you come with me now.

Öyleyse biraz daha al.

Then you take some more.

Al, bu çok güzel.

Take this, it's good.

Click to see more example sentences
alış buying, buy

Kendine güzel bir şeyler al tamam mı?

Buy yourself something nice with it, okay?

Bana pahalı bir şey alın yoksa kendimi öldürürüm.

Oh, buy me something expensive, Or I'm gonna kill myself.

Dün gece bu kamyoneti satın aldın?

Did you buy that van last night?

Click to see more example sentences
alış in

En azından biz o şimdi çok daha iyi bir yerde olduğunu kalp alabilir.

Well, at least we can take heart that he's in a much better place now.

Beş dakika içinde seni alacağız.

We'll have you in five minutes.

Her neyse Her şeyin sorumluluğunu aldı ve yeni bir dairesi var ve içinde bana özel bir yatak odası var.

Anyways she, like, took responsibility for all of that, and she got a new apartment, and it has a bedroom in it for me.

Click to see more example sentences
alış pick

Sen büyük bir kızsın, yetişkin bir kadın annenin her gün seni almasına gerek yok.

You're a big girl a grown woman, your mother doesn't need to pick you up every day.

Teğmen Flynn John Park'ı, yaklaşık bir saat önce evinden aldı.

Lieutenant Flynn picked John Park up at his house about an hour ago.

Gel beni al öyleyse

Come pick me up then

Click to see more example sentences
alış receiving

Ama bir gün, genç adam ondan bir mesaj almış.

But one day, the young man received a message from her.

Az önce bir ihbar aldık.

We just received a report.

Az önce haber aldık.

We've just received word.

Click to see more example sentences
alış purchasing, purchase

Son iki hafta içinde sekiz telefon alınmış. Hepsi Belediye Başkanı Brody adına kayıtlı.

Eight phones, all purchased in the last two weeks, all registered to Mayor Brody.

Bu kadın tarafından altı ay önce alınmış.

Purchased six months ago by this woman.

Geçen yıl Bay Holland Walker tarafından alınmış.

Purchased last year by Mr. Holland Walker.

Click to see more example sentences
alış taking over

Haydi, buraya gelin ve biraz daha alın.

Come over here, take more of this, take more.

Joe, sen al.

Joe, take over.

Ivan, sen de, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Çek cumhuriyetini alacaksın.

Ivan, you will take over Romania, Bulgaria, Hungary, Czech Republic.

Click to see more example sentences
alış reception

Resepsiyona bir bilgisayar lazımdı biz de aldık.

Reception needed a computer, so we got one.

Patrick ve ben kabul alanını fayansla döşemeyi görüşmüştük.

Patrick and I discussed tiling the reception area.

alış acquisition

O zaman hem benim hediyem olarak hem de hakkınla kazandığın ödül olarak al kızımı.

Then, as my gift and thine own acquisition worthily purchased take my daughter.