Turkish-English translations for alışkın:

accustom, accustomed · use, used · other translations

alışkın accustom, accustomed

Oh, biz değiliz alışkın değiliz bu kadar güzel yoga stüdyosuna.

Oh, we're not a accustomed to such a nice yoga studio.

Führer göz ardı edilmeye alışkın değil, Bay Schmidt.

The Führer is not accustomed to being ignored, Herr Schmidt.

Bu alışkın olmadığım bir şey değil.

It's nothing I'm not accustomed to.

Click to see more example sentences
alışkın use, used

Bu hayata alışkın değil; o bir sirk ayısı.

He's not used to it, he's a circus bear.

Mord'Sith'lerin işkenceye alışkın olmaları iyi bir şey aslında çünkü bu güveci yemek tam bir işkence olacak.

It's a good thing Mord'Sith are used to torture because that's exactly what eating this stew will be.