Turkish-English translations for alışveriş:

shop, shopping · purchase · trade, trading · shopper · retail · buying · dealings, deal, dealing · business · custom · sale · other translations

alışveriş shop, shopping

Burası bir hastane, bir alışveriş merkezi değil.

This is a hospital, not a shopping center.

Akşam için alışveriş etmeliyim, Bu bir kabus!

I gotta shop for the dinner. It's a nightmare!

Bu yüzden alışveriş yapıyorum.

That's why I'm shopping.

Click to see more example sentences
alışveriş purchase

Ama her zaman için iyi bir alışveriş değil mi?

But it's a good purchase every time, don't you think?

Bilimsel formüller, kimyasal alışveriş listeleri ve çizimlerle dolu.

Ah. It's filled with scientific formulas and chemical purchase lists

Evet, her bin dolarlık atkı alışverişinde bir tanesi bedava.

Yeah, we got one free with every thousand-dollar purchase of scarves.

Click to see more example sentences
alışveriş trade, trading

Alışveriş için güzel bir sabah, öyle değil mi?

It's a good morning for trade, wouldn't you say?

Bu iyi bir alışveriş.

This is a good trade.

Belki de bunu daha çok, bir alışveriş gibi görmelisin.

Maybe you should think of it more as a trade.

Click to see more example sentences
alışveriş shopper

Tamam, Greenbaum Akıllı Alışveriş kartı için başvuru formu.

Okay, it's an application for a Greenbaum Smart Shopper card.

Alışveriş meraklısı biri değil ama Mailer öyle.

Well, she's not a shopper, but Mailer is.

Kişisel Alışveriş Uzmanı ya da Motivasyon konuşmacısı"!

Personal shopper or motivational speaker. Neato.

Click to see more example sentences
alışveriş retail

Bak, bu onun ilk pahalı alışveriş tecrübesi.

Look, her first high-end retail shopping experience.

Clamp Premiere Regency Ticaret ve Alışveriş Merkezi.

Clamp Premiere Regency Trade Centre and Retail Concourse.

Hayatım, alışveriş terapisi çok yardımcıdır.

Honey, retail therapy is very helpful.

Click to see more example sentences
alışveriş buying

Annem bana yeni kıyafetler almak için alışverişe çıktı.

Mum's gone shopping to buy me some new clothes.

Sonra, alışveriş merkezine git güzel şeyler al

So, go to the mall buy something nice.

Kompulsif Alışveriş Bozukluğu.

Compulsive buying disorder.

alışveriş dealings, deal, dealing

İyi bir alışveriş yapacağız.

We'll make a good deal.

İltifatlar ve iyi bir alışveriş.

Compliments and a good deal.

Bu bir alışveriş, bir İtalyan ocak üstü.

It's a deal. An Italian stove-top.

alışveriş business

Herkes alışveriş yapmakla meşgul.

Everyone's too busy shopping.

Hayır, aslında alışveriş yapmakla ve saçıma fön çektirmekle meşguldüm.

No, actually, i've been so busy shopping and blow-Drying my hair.

alışveriş custom

Meşhur bir müşteri. Her hafta alışverişe gelir.

she's a famous customer. she comes in every week.

Ben sadece alışveriş yapmaya çalışan bir müşteriyim.

I'm simply a customer trying to conduct a transaction.

alışveriş sale

Biz emlak alışverişine gidiyoruz.

We're going estate sale shopping.