Turkish-English translations for al:

taken · red · import · rouge · pickup · bay · rosy · ruddy · other translations

al taken

O, biz onun kardeşi almış olabilir söyleyerek ama o zamankinden daha daha güçlü.

He's saying we may have taken his brother, but he's more powerful than ever.

Çok uzun zaman önce bir şey benden alınmıştı.

Something was taken from me long ago..

Cadı onu almış olmalı.

The witch must've taken him.

Click to see more example sentences
al red

Bu yüzden Red için bir hediye aldım ve eminim ki o da bana bir tane almıştır.

That's why I bought a present for Red and I'm sure he has one for me.

Sonra iyi şans için kırmızı bir zarf al.

Then take a red envelope for good luck

Red, yeni bir ceket al.

Red, get a new jacket.

Click to see more example sentences
al import

Merak etme, Al önemli bir şey yapman için çok geç değildir herhalde.

But don't worry, Al it's probably not too late for you to do something important.

Polis, dava için önemi olan her şeyi aldı.

The police took everything important to the case.

Hepimiz bugün önemli bir ders aldık.

We've all learned an important lesson today.

Click to see more example sentences
al rouge

Kızıl Kmerler her şeyi aldı.

Khmer Rouge took everything.

Baton Rouge dışındaki bir kamp alanında.

Campsite outside of Baton Rouge.

al pickup

Bu bir al-ye yemeği.

It's a pickup lunch.

Aldıktan sonra beni ara.

Call me after the pickup.

al bay

Bay McKinley, bir ay kadar önce Crescent Bay'dan bir telefon aldık.

Mr. McKinley, we get phone calls once a month about Crescent Bay.

Sen yükleme bölümünü al, biz de kapıyı.

You take the loading bay. We'll take the door.

al rosy

Carmen, Rosy al.

Carmen, get Rosy.

al ruddy

Bay Ruddy. Sizden bir açıklama alabilir miyiz?

Mr. Ruddy, could we have one statement, please?