Turkish-English translations for alet:

tool · device · instrument, instrumentation, instrumental · equipment · dick · cock · weapon · Toolbox · machine · thing · job · gadget · appliance · utensil · apparatus · item · vessel · gizmo · means · product · rig · ware · implement · other translations

alet tool

Sadece biraz temizlik, bir kaç ışık, Doğru düzgün aletler, tabi ki.

It just needed a little cleaning, a few lights, proper tools, of course.

Bunlar senin aletlerin değil mi?

These are your tools, right?

Bu kalbiniz için bir alet.

It's a tool for the heart.

Click to see more example sentences
alet device

Sorun şu ki, bu alete yalnızca tek bir şirket sahip ve bu, benim şirketim değil.

The problem is, there's only one company that has this device, and it's not mine.

Bu bilinmeyen dünyayı keşfetmek için, Tesla, günümüzde "Tesla bobini" olarak bilinen eşsiz bir alet icat etmişti.

To explore this unknown world, Tesla invented a unique device, still known today as a Tesla coil.

O alet her yerde olabilir.

This device could be anywhere.

Click to see more example sentences
alet instrument, instrumentation, instrumental

Bu, zihin için bir işkence aleti gibi görünüyor.

It looks like an instrument of torture for the mind.

Neredeyse yepyeni bir alet icat etti.

He has practically invented a new instrument.

Lütfen, Bayan Armstrong, burada hassas aletler var.

Please, Mrs. Armstrong, there are delicate instruments aboard.

Click to see more example sentences
alet equipment

Bu aletler biz olmadan hiçbir işe yaramaz.

This equipment is useless without us.

Her yıl buraya daha büyük ve iyi bir çadır ve aletlerle gelirsin.

Every year you come here with a bigger and better tent and equipment.

Dikiş makineleri, otomobil parçaları saç fırçaları ve elektronik aletler sattım.

I sold sewing machines, automobile parts hair brushes and electronic equipment.

Click to see more example sentences
alet dick

Senin en iyi dostun aletin!

Your best friend is your dick!

Ama ben sıradan bir değişik alet değilim.

But I'm no ordinary Different Dick.

En büyük alet benim.

It's my big dick!

Click to see more example sentences
alet cock

Meşhur aletin senin için çok kıymetli olmalı.

Your famous cock must be very precious to you.

Bu senin aletin mi?

Is that your cock?

Mmm! Alet, Alet, Alet Babana gel. Alet Oh!

Mmm! Cock, cock, cock, cock Come to Papa. Cock Oh!

Click to see more example sentences
alet weapon

Evet aynı zamanda cinayet aleti.

Yeah. It's also the murder weapon.

Ama hiç bir cinayet aleti yok.

But there's no murder weapon.

Teşekkür ederim bana cinayet aletini verdiğin için.

Thanks. For giving me your murder weapon.

Click to see more example sentences
alet Toolbox

Babamın alet çantasındaki tüm bu şeyler sadece annemin davasıyla ilgili değil.

All this stuff in my father's toolbox It's not just about my mom's case.

Bu alet çantası kim?

Who is this toolbox?

Bu alet kutusu kimin?

Whose toolbox is this?

Click to see more example sentences
alet machine

Bu makine aslında bunun için yapılmış bir alet.

This is the machine that is actually made for this.

Ne harika bir alet!

What a great machine!

O sadece bir alet.

It's only a machine.

Click to see more example sentences
alet thing

Bu alet, rock n roll tarihinin... .bir parçası.

This thing is a piece of rock 'n' roll history.

Bir çeşit işkence aleti mi?

Some kind of torture thing?

Oğlum, bu aletin GPS sistemi var.

Dude, this thing has a GPS system.

Click to see more example sentences
alet job

Bende bu için mükemmel bir alet var.

I have the perfect tool for this job.

Bir tabanca, bir bıçak. Onlar silah değil sadece bir işin yapılması için gerekli aletler.

A gun, a knife they're not weapons, they're just tools to get a job done.

Hayır, bu için doğru aletlere ihtiyacımız var.

No, we need the right tools for the job.

Click to see more example sentences
alet gadget

Yeni bir alet almak için harika bir bahane.

It's a great excuse for getting a new gadget.

Senin işe yaramaz bir alet olduğunu düşünmüştüm.

I thought you were just a useless gadget.

İlginç bir alet, değil mi?

Interesting gadget, isn't it?

Click to see more example sentences
alet appliance

Evet, bir mikrodalga, bir video ve diğer tüm aletler var.

Yeah, it's got a microwave, a video, and all the other appliances.

Viking marka mutfak aletleri granit tezgâhlar maun kaplama, kiraz ağacından dolaplar.

Viking appliances, granite countertops, hardwood cherry cabinets with mahogany finish.

Bu sadece kişisel bir tımar aleti.

This is just a personal Grooming appliance.

Click to see more example sentences
alet utensil

En sevdiğin mutfak aleti?

What's your favorite utensil?

Şimdi, hangisi bir alet?

Now, which is a utensil?

Mutfak aleti durumu nedir?

What is the utensil situation?

Click to see more example sentences
alet apparatus

Evet, sonra da büyükannenin nefes alma aletini çıkardım.

Yes, and then I pulled off Grandma's breathing apparatus.

Bu ne çeşit bir alet?

What kind of apparatus?

Kaçış için standart bir sihir aleti.

A standard magical apparatus for escapes?

Click to see more example sentences
alet item

Bu gerçekten olağanüstü bir alet.

This is truly an extraordinary item.

Ne? Bu küçük aleti ben geliştirdim.

I developed this little item.

Bu alet kendini satıyor.

This item sells itself.

alet vessel

Ben lanet bir alet değilim.

I'm not a damn vessel.

alet gizmo

Senin aletin bozuktur, o zaman.

Well, then your gizmo's broken.

alet means

Demek ki normal silahlar yerine alet kullanıyor.

Which means he uses tools instead of traditional weapons.

alet product

Bankacılık ürünlerinin. Ev aletlerinin değil.

Banking products not household products.

alet rig

Bir gözlem aleti.

An observation rig.

alet ware

Sock ev aletleri kısmında.

Sock's in house wares.

alet implement

Bir kürek ya da balta bul veya döşemeyle sıvayı sökmek için bir alet ve kazıp, kutsal araçları çıkar.

Get a shovel or an axe or some tool for dislodging tile and grout and unearth the sacred implements.