Turkish-English translations for almak:

take · get · buy · have · back · borrow · receive · pick · pick up · dress · milk · keep · suit · win · clothe · import · record · collect · retrieve · coat · hold · gain · protect · plate · secure · fetch · take over · withdraw · recruit · cover · accept · come in · draw · put on · raise · locate · face · grow · admit · permit · govern · extract · acquire · profit · recover · consent · bear · catch · contract · harvest · capture · induct · suck · assume · claim · earn · endure · extort · fit · obtain · occupy · other translations

almak take

Ama sadece neden bu adamı bu kadar kötü bir şekilde almak istiyorsun.

But just tell me why you want to take out this guy so bad

Dediğim gibi, böyle şeyler zaman alır.

As I said, these things take time.

Kim alır ki onu?

Who will take him?

Click to see more example sentences
almak get

Bakın, bu filmi geri almak için beş saatimiz var bu imkansız gibi görünebilir, ama bizim için değil.

Look, we have five hours to get this movie back, and that may seem impossible, but not for us.

Ben alırım, sen burada bekle.

I'll get it. You wait here.

O geminin en iyi şans biz ev almak var. biz bitti mi?

That ship is the best chance we have of getting home. Are we done?

Click to see more example sentences
almak buy

Dinle, yarın biraz paraya ihtiyacım olacak çünkü sana bir şeyler almak istiyorum.

Listen. Tomorrow, I'm gonna need some money because I'd like to buy you something.

Sana bir araba alırım

I'll buy you a car.

Bakın, dünyanın en büyük elmasını satın almak istiyor.

Look, he wants to buy the world's biggest diamond.

Click to see more example sentences
almak have

Bakın, bu filmi geri almak için beş saatimiz var bu imkansız gibi görünebilir, ama bizim için değil.

Look, we have five hours to get this movie back, and that may seem impossible, but not for us.

Biz orada onu almak zorunda onu ve onu sorguluyorum.

We have to take her in there, question her and him.

Erkek arkadaşım var ve ilk "B" mi aldım.

I have a boyfriend and my first "B.

Click to see more example sentences
almak back

Bakın, bu filmi geri almak için beş saatimiz var bu imkansız gibi görünebilir, ama bizim için değil.

Look, we have five hours to get this movie back, and that may seem impossible, but not for us.

Ben sadece işe geri aldım.

I just got back to work.

Geri alıyorum, tamam mı?

I take it back. Okay?

Click to see more example sentences
almak borrow

Ondan ödünç para alacağım ve sonra geri ödeyeceğim.

I'll borrow the money and we'll pay him back later.

Proje aylar önce terk edilmişti, Bu yüzden onu ödünç aldım.

The project was abandoned months ago, so I, uh, borrowed it.

Onu ödünç alıyorum, tamam mı?

I'm going to borrow him. Okay?

Click to see more example sentences
almak receive

Yarısı "Mutlu Noeller"yarısı" tebrikler" çünkü bazı haberler aldım.

Half "Merry Christmas,"half" Congratulations," because I just received some news.

Acil bir çağrı aldım, lütfen, içeri girmeme izin verin.

I've received an emergency call, please let me in.

Dün gece bir çağrı aldım.

I received a message last night.

Click to see more example sentences
almak pick

Yalnız bir defasında bir şey hakkında konuştuğunu duydum ve bir şey almak için durdu.

Except I've heard him talking, once about something, and he stopped to pick up something.

Bira için durdum, ama bize akşam yemeği için bir şeyler aldım.

I stopped off for a beer, but picked us up some dinner.

Bu akşam seni alırım.

I'll pick you up tonight.

Click to see more example sentences
almak pick up

Yalnız bir defasında bir şey hakkında konuştuğunu duydum ve bir şey almak için durdu.

Except I've heard him talking, once about something, and he stopped to pick up something.

Tabii ki, onu ben alırım.

Of course, I'll pick her up.

Canım, seni yarın alırım, tamam mı?

Baby, I'll pick you up tomorrow, ok?

Click to see more example sentences
almak dress

Her neyse, anlayışın için çok teşekkürler. Organizasyon için bir elbise almak istiyorum sadece.

So anyway, thank you for understanding that I just wanna buy my dress for the event.

Yeni bir elbise aldım.

I bought a new dress.

Kendine yeni bir elbiseyle bir de şapka alırsın.

Buy yourself a new dress, too, and a new hat.

Click to see more example sentences
almak milk

Ben de çikolatalı süt alacağım.

I'm gonna have chocolate milk too.

Biraz süt almak için.

To buy some milk.

Süt ve şeker alır mısınız?

Do you take milk and sugar?

Click to see more example sentences
almak keep

Ama ben onu almak istiyorum.

But I want to keep him.

Bunu almak ister misin?

Do you wanna keep it?

Şans için bunu ben alacağım.

I'll keep this one. For luck.

Click to see more example sentences
almak suit

Biri sana takım elbise almak istiyor. Bir başkası para yollamış ve bir başkası para istiyor.

One wants to buy you a suit another one sent money, and another one wants money.

Sana yeni bir takım alacağım.

We're getting you a new suit.

Sana yeni bir takım, gömlek ve kravat aldım.

I've got you a new suit, new shirt, new tie.

Click to see more example sentences
almak win

Evet ve bu yüzden onları alacağım çünkü onları ben hak ettim.

Yes, and that's why I'm gonna win them, because I deserve them.

Ben kazanırsam onun ruhunu alırım ve seninkini de.

I win, I keep his soul, and I get yours.

Jeon Jin Ho Niye Gae In'i geri almak istiyorum biliyor musun?

Jeon Jin Ho, do you know why I want to win back Gae In?

Click to see more example sentences
almak clothe

Her zaman birçok aptal oyuncak ya da bir bisiklet ya da kıyafetler veya buna benzer bir şey alıyorum.

I always get a lot of stupid toys or a bicycle or clothes or something like that.

Emily Charlotte ve beni bugün düğün kıyafetleri almak için alışverişe götürüyor.

Emily is taking Charlotte and myself shopping for wedding clothes today.

Yeni elbise aldım, tamam mı?

I bought new clothes, okay?

Click to see more example sentences
almak import

Ve bu dava bu riski almak için çok önemli.

And this case is too important for that.

Ben almak çok önemli bugün işe.

Very important I get to work today.

Eğer seni almak bu kadar önemliyse, neden bir tane adam gönderdi?

If it's so important to get you back, why send one guy?

Click to see more example sentences
almak record

Yeni bir plak aldım.

I've bought a new record.

O plağı satın almak istiyorum.

Hey, I wanna buy that record.

Emin olmak için diş kayıtlarını alacağım.

I'll take dental records to be sure.

Click to see more example sentences
almak collect

Onun için bir yaptım ve paramı alacağım.

I did a job for him and I'm gonna collect.

Bana borcu var ve ben de paramı alacağım.

She owes me and I'm gonna collect.

Sanırım sizi ödülü almak için Bay Bohannon yolladı.

I suppose Mr. Bohannon sent you to collect the bounty.

Click to see more example sentences
almak retrieve

Eurydice öldüğünde Orpheus onu o kadar özler ki onu geri almak için Hades'e gider.

Eurydice dies, and Orpheus misses her so much that he travels to Hades to retrieve her and

Ben sadece gidip almak go Bazı laboratuvarlar sonuçları, ve ben sonra görüşürüz.

I'm just gonna go retrieve some labs results, and I'll see you later.

Onu geri almak için geldim.

I came to retrieve it.

Click to see more example sentences
almak coat

Yeni bir ceket aldım.

I got a new coat.

Bu önlüğü kendim satın aldım.

Bought myself this coat.

Güzel, beyaz botlar ve güzel bir manto alırsın.

You buy pretty white boots and fine coat.

Click to see more example sentences
almak hold

Ben bu tarafı alırım, sen onları uzakta tut.

I'll take this side. You hold them off.

Orada tutun onları, yardım alacağım.

Hold them here, I'll get help.

Ben bir mesaj aldım Dur bir dakika.

I-I just I received a message from hold on.

Click to see more example sentences
almak gain

Bugünlerde kilo almak neredeyse bir mucize.

Gaining weight nowadays is almost a miracle.

Ben alırım Bay Gaines.

I'll take it, Mr Gaines.

Ama altı ay içinde hepsini geri aldım.

But over six months I gained it all back.

Click to see more example sentences
almak protect

Onu seni korumak için aldım.

I took it to protect you.

Bizi korumak için aldım onu.

I took it to protect us.

Ama ben daha küçük bir pay alacağım. Ayrıca onu gerçekten koruyacağım.

But I'll take a smaller cut and I'll really protect her.

Click to see more example sentences
almak plate

Ben sebze tabağı alacağım. Ama pancar yerine, lahana istiyorum. Ayrıca brokoli yerine, daha fazla lahana istiyorum.

I'll have the veggie plate, but instead of beets I want kale, and instead of broccoli, more kale.

Sana özel bir plaka bile aldım.

Yeah, I even got you special plates.

Ben başka bir tabak alacağım.

I'm getting a new plate.

Click to see more example sentences
almak secure

Sen ve Robin hakkında bilgi almak için güvenlik iznine mi ihtiyacım var?

Do I need a security clearance to get information about you and Robin?

Güvenlik protokollerini aldım, ama bir sorun çıktı.

I have the security protocols, but there's a problem.

Ben güvenlik kasetlerini aldım.

I got the security tapes.

Click to see more example sentences
almak fetch

Hayır, seni almak için geri döndü.

No, he went back to fetch you.

Sadece biraz su almak için geldik.

We just came to fetch water.

Su almak için dışarı çıktı ve bir mayının üzerinde durdu.

She went out to fetch water and stood on a landmine.

Click to see more example sentences
almak take over

Sen almak ister misin?

You want to take over?

O zaman ben de izleme cihazını alırım.

Then I'll take the tracking device over.

Ben ölürsem başka bir araştırmacı yerimi alır ve Halbridge bunu biliyordur.

Kill me, another investigator takes over, and Halbridge knows that.

Click to see more example sentences
almak withdraw

Soruyu geri alıyorum sayın hâkim.

I'll withdraw the question, your honor.

Bunu geri alıyorum ve yerine şunu öneriyorum.

I'll withdraw that and offer this instead.

Tamam, kırmızı kartı geri alıyorum.

Ok, I withdraw the red card.

Click to see more example sentences
almak recruit

Onu bu yüzden işe aldım.

That's why I recruited him.

O tarifleri hatırlayan bir Ordu bilim adamını işe aldım.

I have recruited an army scientist That remembers the recipes.

Ben seni işe benim fesat yönetici danışmanım olarak aldım.

I recruited you to be my executive mischief consultant.

Click to see more example sentences
almak cover

Siper almak için iyi bir zaman olabilir.

This might be a good time to take cover.

Neden lanet bir albüm kapağı almak bu kadar zor?

Why is it so hard to get a goddamn album cover?

Adam: kapağı almak!

MAN: Take cover!

Click to see more example sentences
almak accept

Küçük bir ordu gerek. Sadece bir aptal bu işi alır.

It takes a small army Only an idiot would accept the job.

Şef, takım lideri olarak, tüm sorumluluğu ben alıyorum.

Chief, as team leader, I accept full responsibility.

Mesajını aldım ve meydan okumanı kabul ediyorum.

I got your message and accept your challenge.

Click to see more example sentences
almak come in

Aslında ikinizi de istiyorum ve sizi satın almak için geldim buraya.

In fact, I want both of you, and I've come here to buy you.

Bir gönüllü alabilirsiniz gelir ve bazı meyve suyu almak için, belki bir dergi

I can get a volunteer to come in and get you some juice, maybe a magazine

Sadece suçiçeği. Ama Cesur Yürek sadece duş almak ve uyumak için içeri geliyor.

It's just chickenpox, but Braveheart here will only come in to sleep and shower.

Click to see more example sentences
almak draw

Test için biraz kan alacağım.

I'll draw some blood, test for

Andy, içine resim çizmek için yeni bir kitap aldım.

Hello. Andy, I got a new book to draw in.

Biraz kan alacağım Mimi, tamam mı?

Mimi, I'm gonna draw some blood, okay?

Click to see more example sentences
almak put on

Ben de yeni bir tane aldım ve dolabına koydum. Ama onu da geri verdi.

I got her a new one and put it on her locker, but she gave that back, too.

Ben de biraz kilo aldım.

I put on a little weight.

Biraz güzellik, bir kaç kilo alırım

Some beauty, to put on some weight

Click to see more example sentences
almak raise

Ve ben bir zam, vaat edildi ve ben alamadım, bu yüzden sadece ödünç aldım.

And I was promised a raise, and I didn't get it, so I simply borrowed it.

Ben büyük bir zam aldım.

I got a big raise, buddy.

Ee? Daha az kar demek. Daha çok kar, zam alacağım demek.

So that means less profit and more profit means I get a raise.

Click to see more example sentences
almak locate

Kızıma bir ağaç ev almak ve iyi bir rehabilitasyon merkezi bulmak istiyorum.

I gotta buy my daughter a tree house, and locate a good rehab facility.

Mesdames et messieurs, Acil durum çıkışları için bir dakikanızı alacağım.

Mesdames et messieurs, please take a moment to locate the emergency exits.

Alfa ve Bravo timlerinin görevi çubukları bulma ve güvenceye almak.

Teams Alpha and Bravo are tasked with locating and securing the rods.

Click to see more example sentences
almak face

Belki o zaman lanet olası yüzümü geri alırım.

Then maybe, just maybe, I'll get my frickin' face back.

Gaines'den bir şeyler ödünç almak hoş olacak değil mi Face?

There's something nice about borrowing from Gaines, huh, Face?

Güzel bir yüzü ve tam benlik dudakları var ama ben kızıl saçlıyı alacağım.

She has a nice face and those Cupid-bow lips I like, but I'll take the redhead.

Click to see more example sentences
almak grow

Ayrıca, burada büyütmek için bir şey almak sonsuza kadar sürer.

Besides, it takes forever to get anything to grow here.

Şey, büyümek epey bir zaman alır.

Well, growing up takes a long time.

Rüzgâr tohumlarını alır götürür ve daha çok çiçek yetişir.

The wind takes their seeds and more flowers grow.

Click to see more example sentences
almak admit

Evet, o, Kevin yanlış kabul etmek büyük bir adam alır.

Well, it takes a big man to admit he's wrong, Kevin.

Bu kabul almak için iki saat sürdü.

It took two hours to get admitted.

Kabul etmeliyim seni hafife almışım.

I must admit I underestimated you.

Click to see more example sentences
almak permit

Merak etme, senin için özel izin alacağım.

Don't worry, I'll get you a special permit.

Peki o zaman parti için izin almak istiyorum.

Okay, then I want a permit for a party.

Bir yıl sonra, sonunda çalışma iznimi aldım.

After a year. I finally got my work permit.

almak govern

O bir devlet memuru, ve her şeyi yapması zaman alır.

He is a government officer He takes time in doing everything.

Devlet kokusu alıyorum.

I smell government.

Hindistan hükümeti, Kargil'i geri almak için büyük bir askeri operasyon başlattı.

The Indian government launched a major military operation to reclaim Kargil.

almak extract

Fonksiyonel işkence bilgi almak ya da cezalandırmak için yapılır.

Functional torture is used to extract information or to punish.

Bir tümörü almak gibi.

How to extract a tumor.

Sizi almak için geldik. Cam Kale! Cam Kale!

We're here to extract you, Glass Castle.

almak acquire

Sen, Duke Perkins ve Vaiz Coggins büyük miktarda propan almak için dolap çevirdiniz.

So, you, Duke Perkins and Reverend Coggins conspired to acquire a vast amount of propane?

Metropolis dışında küçük bir araştırma merkezi satın aldım.

I recently acquired a small research facility outside Metropolis.

Adamotu kökü. Ashur'dan aldım.

Mandrake root, acquired from Ashur.

almak profit

Ee? Daha az kar demek. Daha çok kar, zam alacağım demek.

So that means less profit and more profit means I get a raise.

Sanırım ev almak kazançlı olur.

I guess taking houses is profitable.

Altı yıl içinde kardan pay ve Favio'nun işini alırsın.

In six more years, you get profit sharing and Favio's job.

almak recover

O belgeler özel mülktür ve ben de onları geri almak için buradayım.

Those files are private property, and I'm here to recover them.

Buraya cinayet silahını geri almak için geldin.

You came back here to recover a murder weapon.

Bazen bir süre alır o kurtarmak için.

Sometimes it takes a while to recover from that.

almak consent

O izni almak istiyorum.

I want that consent.

Hastadan izin almak Hasta hakları.

Informed consent, patient rights

almak bear

Ben büyük ayıyı aldım, sen de küçük ayıyı aldın.

I picked the big bear and you picked the little bear.

Yera için bir oyuncak ayıcık aldım.

I bought a teddy bear for Yera

almak catch

Bir şey onlar almak istiyorsanız, onların göz yakalar.

Something catches their eye, they want to take it.

Her gece bir uçak Inverness'tan onları alır.

They catch a plane every night at Inverness.

almak contract

Ben bir lonca kartı yok ve ben bir stüdyo sözleşme yok ama bilmek onları almak için tek bir yolu var

I don't have a guild card and I don't have a studio contract but I know there's only one way to get them

Evet, bir ölüm antlaşması satın aldım.

Yes, I've bought a death contract.

almak harvest

Organı almak için minimum sekiz saat, beş saat de dönüş için.

Minimum of eight hours to harvest the organ. Five more to return.

Daha çok protein almak için.

To harvest more protein.

almak capture

Çünkü seni esir aldım.

Because I captured you.

Yakalama metodunu geri alacağım, ve yaah özgürüm.

I'll reverse the capture method, and yaah free.

almak induct

Uzun zaman önce, gönderildi Bardotta'ya Jedi düzeni almak için çocukları.

Long ago, inducted into the Jedi Order Bardottan children were.

Gündemdeki ikinci madde, devamlı kabaran saffımıza yeni üyeler almak.

Second order of business inducting new members into our ever-swelling ranks.

almak suck

Ben paramı her zaman alırım saksafoncu pç.

I always get my money, you cock sucking bastardo!

Az önce ikinizin sikini de ağzıma aldım.

I just sucked both ya'lls dicks.

almak assume

Sanırım suyunu sıkıp almak için.

To save their squeezings, I assume.

almak claim

Suzanne Cummings, Walt'un cesedini almak için geldi.

Suzanne Cummings has arrived to claim Walt's body.

almak earn

O tür bir güveni kazanmak zaman alır.

It takes time to earn that kind of trust.

almak endure

Roger, zorluğa dayanmak için eğitim aldım.

Roger, I've been trained to endure hardship.

almak extort

Bu gece için sert bir aldım.

I have a tough extortion job tonight.

almak fit

Hispaniola'm, aldım ve döşettim.

My Hispaniola, bought and fitted.

almak obtain

Anlıyorum ama onları almak için gerekçelerim var.

I understand but I have grounds to obtain them.

almak occupy

Peppadew biberli keçi peyniri alırım biraz! Çeviri:

I'll occupy me some goat cheese peppadew peppers!