Turkish-English translations for alt:

under · downstairs · underneath · below · bottom · lower · sub, sub- · child · inferior · base · subsystem · foot · subordinate · engine · worker · subset · lower part · other translations

alt under

Fakat şu an bu ülke saldırı altında ve yapmam gereken bir işim var ve başka seçeneğim yok.

But right now this country is under attack, and I've got a job to do, and I don't have a choice.

Yatağın altında bir şey var.

There's something under this bed.

Suyun altında bir dakika kalabilirsin, belki iki.

You hold one minute under water, maybe two.

Click to see more example sentences
alt downstairs

Alt katta sana arka çıkmalıydım çok büyük hata yaptım, tamam mı? Ama bir sorunum var.

I should have defended you downstairs and I made a really big mistake, okay? but I have a problem.

Alt katta bir hemşire var

There's a nurse downstairs

Alt katta beni bekliyor.

It's waiting for me downstairs.

Click to see more example sentences
alt underneath

O zırhın altında, sen hala bir kadınsın, et ve kan tıpkı ve bizim gibi.

Underneath that armor, you're still a woman, flesh and blood like the rest of us.

Bu sert kabuğun altında hâlâ bir çocuksun.

Underneath that hard shell you're still just a boy.

Ama galiba altında çok mutsuz bir kadın vardı.

But I think underneath she was very sad.

Click to see more example sentences
alt below

Bu akşam ortalama altındaki bir adam, ayrıcalıklı iki adam arasında seçim yapacak.

Tonight a below average man is going to choose between two exceptional men.

Olabilir ama o Gianopolous'a bel altından vurdu ve şimdi bir sorunumuz var.

Maybe, but he hit Gianopolous below the belt, and now we have a problem.

Daha önce dediğim gibi Bay Slater güverte altındaki uzman sizsiniz.

As I said before, Mr. Slater below decks, you're the expert.

Click to see more example sentences
alt bottom

Pekala, üstünde bir delik var ve altında bir delik yok.

Well, there's a hole on the top and no hole on the bottom.

En altta ilk kurban, en üstte de son kurban.

Bottom of the pile first victim, top of the pile last.

Diyelim ki, bu onun alt kısmı.

Let's say this is her bottom half.

Click to see more example sentences
alt lower

Düz bir çizgi ve sadece alt kolu hareket ettir.

A straight line. And only move your lower arm.

Sen üst kata bak, ben alt katı kontrol edeceğim.

You check the upper level, I check the lower level.

Abby sen bir alt güverteye bak.

Abby you're gonna take the lower deck.

Click to see more example sentences
alt sub, sub-

Ve yazmak istiyoruz Ali öldürme kredi. .. . Bizim alt gidiyor Müfettiş Mohit Kaya.

And ask to write that the credit of killing Ali... .goes to our sub inspector Mohit Kumar.

Bu sadece bir alt-şehir efsanesi.

That's just a sub-urban legend.

Alt devre levhası sizde mi?

You have the sub-circuit board?

Click to see more example sentences
alt child

FBI şüphelisi, gözetimim altında yanında yetişkin bir kadın ve bir çocuk var.

I have the FBl suspect in custody along with one adult female and one child.

Örneğin, ben bunun altında çocuk cadılar bayramı kostümü giyiyorum.

For instance, I'm wearing a child's Halloween costume under this.

Bir Altın Çocuk.

A Golden Child.

Click to see more example sentences
alt inferior

Ben daha alt düzeyim Fakat bana inan, o değil

I am inferior to him. But believe me, it's not

Bir çeşit alt düzey baron.

It's a kind of inferior baron.

Açıkçası bu bir alt model.

This is clearly inferior.

Click to see more example sentences
alt base

Bir üst nota, bir orta nota, ve bir de alt nota vardır.

There's a top note, a middle note, and a base note.

Hayır, üssün altında gizli bir sığınak var.

No. There is a hidden bunker underneath the base.

Bu üssün hemen altındaki bir buz mağarası.

Ice cave directly beneath this base.

Click to see more example sentences
alt subsystem

Dizginleme ve iletişim konsol alt-sistemine ek olarak kişisel bir kayıt var.

Augmenting our restraint and communications console subsystem is your personal recording unit.

Ve bu alt sistem daha geniş bir sistemdir.

And it's a subsystem of a larger system.

Alt sistem B'ye git, emniyette olmak için.

Go to subsystem B, just to be safe.

Click to see more example sentences
alt foot

İşte leğen kemiği, üst bacak kemiği, alt bacak kemiği ve burada, ayak parmakları ile ayağı var.

Here's its pelvis, its upper leg, its lower leg, and there is its foot with its toes.

Benim merhametsiz kara bir çorap olduğumu düşünebilirsin. Ama bu kara yünlü görünüşümün altında çıplak pembe bir ayak var.

You may think I'm a hardhearted black sock but underneath this dark woolly exterior is a naked pink foot.

Altın Çanak Ayak Masajı Sarayı

Golden Basin Foot Massage Palace

alt subordinate

Bak, ben bilmiyorum, ne de ve onun alt değilim!

Look, I do not know you, nor am and his subordinate!

Sucemal Bhagwan Das emri altında olacak

Sujamal will be subordinate to Bhagwan Das.

Biz onun altında çalışmıyoruz.

We're not his subordinates.

alt engine

Kaputun altına baktım, motor çok güzel görünüyor.

I checked under the hood. The engine looks beautiful.

Makine odası saldırı altında!

Engine room under attack!

Kazan dairesi ve motor sular altında.

Fire room and engine room, flooded.

alt worker

İşçiler onu, Central Park'taki bir ağacın altında bulmuş.

Workers found her under a tree in Central Park.

Altın Surat, tüm yiyecek satıcılarını rehin almış.

Goldenface has taken all of the concession-stand workers hostage.

alt subset

Onlar da saldırganların bir alt grubudur.

They're a subset of violent offenders.

Apofeninin bir alt kümesidir.

It's a subset of apophenia.

alt lower part

İki kafatasının parçaları, alt ve üst bacak parçaları.

Parts of two skulls, fragments of upper and lower limbs.