Turkish-English translations for ama:

but · but not · still · only · though · yet · however · blind · on the contrary · other translations

ama but

Ama bu benim için değil.

But it's not for me.

Ama iyi bir şey değil.

But not a good one.

Ama, biz ne yapıyoruz biliyor musun?

But you know what we do have?

Click to see more example sentences
ama but not

Ama bu benim için değil.

But it's not for me.

Hayır, ama bu öyle bir şey değil.

Yeah no, but it's not like that.

Belki benim kadar kötü değil, ama o kötü bir adam sadece aynı.

Maybe not as bad as me, but he's a bad guy just the same.

Click to see more example sentences
ama still

Ama senin ve benim için hâlâ vakit var.

But there's still time for you and me.

Ben bir anneyim ama hâlâ bir şeyi iyi biliyorum

I'm a mother, but I still know a thing

Hala anlamadığım çok fazla şey var ama bu da bir başlangıç.

There's still A lot that I don't understand, but It's a start.

Click to see more example sentences
ama only

Sizin için küçük bir şey, ama benim için büyük bir şey

Only a little thing to you, but a great thing to me.

Onu mutlu etmek için her şeyi denedim ama o sadece David'i istedi.

I tried everything to make her happy, but she only wanted David.

Ama burada sadece tek bir patron var.

There's only one boss here, and that's me.

Click to see more example sentences
ama though

Ama bu da oyunun bir parçası, değil mi?

But that's just part of the game though, isn't it?

Ama başka bir şey getirdim sana.

I got something else for you, though.

Ama senin için de iyidir.

But it's good for you, though.

Click to see more example sentences
ama yet

Bak, her şeyi henüz bilmiyorum ama bu yüzden bir takıma ihtiyacım var.

Look, I don't know everything yet, but that's why I need a team.

Ama henüz değil.

But, not yet.

Henüz değil, ama sanırım yakında.

Not yet, but soon, I think.

Click to see more example sentences
ama however

Ama bu oldu, Murphy sana yalan söyledi ve sen bunu biliyorsun!

However that happened, Murphy lied to you and you know it!

Ama, ne yazık ki çok hasta, ve yakında ölecek.

However, she is unfortunately very ill, and will soon die.

Ama gerçekten çok üzgünüm.

However, I'm really sorry.

Click to see more example sentences
ama blind

Ama o sadece kör bir adam.

But he's just a blind man.

O benim de tanrım, senin de ama sen bunu göremiyorsun.

He's my God, too, and yours, but you are too blind to see.

Gözü morarmış kör adam, kulağa komik geliyor ama komik değil.

Blind guy with a black eye is not as funny as it sounds.

Click to see more example sentences
ama on the contrary

Ama tam tersine, burada çok sorunumuz var.

But on the contrary, here, we have problems.

Ama senin tersine, ben çok ama çok aşığım.

On the contrary, I'm very much in love.