amacı

Evet ama iyi bir amaç için hepsi.

Yes, but it's all for a good cause.

İnsanlar her gün her dakika bir amaç için ölüyorlar.

People die for a cause every minute of every day.

Amacı bir şeyi değiştirmek için, bir şansın var, tamam mı?

The point is you have a chance to change something, okay?

Sanırım Will için amaç her zaman kendisi için bir şey yapmak.

I think the point for Will is to always do something for himself.

Bu, iyi bir amaç için!

It's for a good cause!

Ama iyi bir amaç için.

But it's for a good cause.

Size söylüyorum, bu gemi buraya bir amaç için geldi!

I'm telling you, the ship came here for a reason!

O sana bir amaç veriyordu, ama hâlhâlâ paran var ve bu da bir amaç.

It gave you purpose, but you still have money, and this is a purpose.

Buraya bu akşam iyi bir amaç için geldik.

We've come here tonight for a good cause.

İlk sefer her zaman iyi bir amaç içindir.

The first time is always for a good cause.