Turkish-English translations for amansız:

cutthroat · relentless · unrelenting · implacable · grim · ruthless · other translations

amansız cutthroat

Kana susamış bir kaptan ve amansız bir mürettebat

A bloodthirsty captain and a cutthroat crew

O amansız Rus andavallar gibi değil.

Not like these cutthroat Russian idiots.

Benim adım, Laura Dean Pickler ve bu da, açgözlülük, şantaj, seks ve tereyağının amansız hikâyesi.

My name is Laura Dean Pickler and this is the cutthroat story of greed, blackmail, sex and butter.

amansız relentless

Joseph, sen amansız ne bilmiyorsun.

Joseph, you don't know relentless.

Sonra Dorian var zeki, saldırgan, amansız bir avcı.

Then there's Dorian smart, aggressive, a relentless hunter.

O vahşi, merhametsiz ve amansız.

It's violent, remorseless, relentless.

amansız unrelenting

Altı ay boyunca Yellowstone, amansız bir kışın çilesini çekiyor.

NARRATOR: For six months Yellowstone endures an unrelenting winter.

Senin amansız dikkafalılığın delirtici.

Your unrelenting stubbornness is maddening.

Amansız bir fitness tutkusu vardı.

Had an unrelenting passion for fitness.

amansız implacable

Daha büyük, daha geniş amansız bir hasmı vardı:

There's a larger, more implacable adversary out there:

Onlar gururlu, amansız ve tutkulu hasımlar

Are proud and implacable Passionate foes

amansız grim

Ne amansız bir akılsızlık.

What a grim absurdity.

amansız ruthless

hijyene karşı amansız ilgi, şakacılık, JAVA appleti oluşturma"?

ruthless attention to hygiene; playfulness; JAVA applet writing"?