Turkish-English translations for an:

moment · time · minute · current · second · point · instant · breathing, breath · split second · jiffy · tense · other translations

We also found translations for word an in English.

an moment

Ama şimdi farklı bir an, Ve farklı seçimler yapmak için bir şans.

But this is a different moment, and it's a chance to make a different choice.

Kendisi şu an burada değil.

She's not here at the moment.

Sence şu an doğru bir zaman mı? Sanırım öyle.

Do you think now is the right moment?

Click to see more example sentences
an time

Senin için de doğru zaman olsun istiyorum ve şu an senin için doğru zaman değil.

And I want it to be right for you. And the time It is not right for you.

Ama şu an, bunun zamanı değil.

But now is not the time.

Şu an, o senin en iyi dostun.

This time, he's your best friend.

Click to see more example sentences
an minute

Polis her an burada olabilir, tamam mı?

The police are gonna be here any minute, okay?

Bir an için. Neden öyle diyeyim ki?

For a minute Why would I say that?

Hayır, ama her an gelebilir.

No, but any minute now.

Click to see more example sentences
an current

Los Angeles Polisi'nden Dedektif Marty Deeks ama şu an NCIS'te çalışıyorum.

Detective Marty Deeks, LAPD, but I'm currently working for NClS.

Hayır, ama şu an ki adresini bulduk.

No, but we found a current address.

Aslında şu an hepiniz kötü bir karar veriyorsunuz.

In fact, you're all currently making a bad decision.

Click to see more example sentences
an second

Biraz garip gelebilir aslında, ama, ah sadece bir an için düşün bunu, tamam mı?

It's gonna sound a little strange, but, uh just think about it for a second, okay?

Çünkü bir an düşündüm ki

Because for a second, I thought

Seni bir an için kaybettim.

I lost you for a second.

Click to see more example sentences
an point

Olay şu ki; şu an bu konuda hiçbir şey yapamam.

The point is, I can't do anything about that now.

Tüm gerçek şu an önemli değil.

The whole truth is not the point.

Önemli olan bu an.

The point is right now.

Click to see more example sentences
an instant

Ve sonra bir tarih, bir zaman, bir dakika, tam bir an kararlaştırmışlar mıdır?

Did they then decide on a date, a time, a minute, a precise instant?

Her dakika, her saat, her an... .anıların bana bir işkence.

Every moment, every hour, every instant your memories torment me.

Yani bir an için bile olsa, dostum.

I mean for even an instant, dude

Click to see more example sentences
an breathing, breath

Şu an zar zor nefes alıyor gibi görünüyor.

It kinda looks like he's barely breathing at all now.

Şu an zor nefes alıyorum

Right now I can hardly breathe

an split second

Sadece bir an için öyle hissettim.

I only felt it for a split-second.

an jiffy

Bir an içinde, Gibbs.

In a jiffy, Gibbs.

an tense

Bu, her zaman gergin bir an olmuştur.

This is always a tense moment.