Turkish-English translations for anlık:

moment · instant · momentary · glimpse · instantaneous · immediate · other translations

anlık moment

Sadece bir anlık bir şeydi Kaptan. Güzel bir andı, ama hepsi bu.

It was a moment, captain, a nice moment, but that was all.

Şu anlık ciddi bir şey yok.

It's not serious at the moment.

O anlık bir şeydi.

It was a moment.

Click to see more example sentences
anlık instant

Bu sempatik, güçlü, henüz ulaşılabilir, anlık bir marka

It's sympathetic, strong, yet accessible, an instant brand

Yeni web siteleri açıldı ve Twitter ve Reddit'ten anlık ve azımsanmayacak derecede destek var.

New websites were formed and there's been instant and substantial support across Twitter and Reddit.

Ve onun anlık pizzasıdır.

And his instant pizza pie.

Click to see more example sentences
anlık momentary

Konsantrasyonda bir anlık hata ölüm ve hayat arasındaki bir fark anlamına gelebilir.

A momentary lapse in concentration can mean the difference between life and death.

Deja vu, basit bir şekilde diğer tarafa anlık bir bakıştır.

Deja vu is simply a momentary glimpse to the other side.

Bir anlık bir muhakeme hatası.

A momentary lapse in judgment.

Click to see more example sentences
anlık glimpse

Eski günlerde çorabın bir anlık görüntüsü şok edici bir şey gibi görünüyordu Çorap!

In olden days a glimpse of stocking was looked on as something shocking Stocking!

Deja vu, basit bir şekilde diğer tarafa anlık bir bakıştır.

Deja vu is simply a momentary glimpse to the other side.

Sen sadece anlık bir şey gördün.

You saw nothing, only a glimpse.

Click to see more example sentences
anlık instantaneous

Ölüm anlık değilmiş.

Death was instantaneous.

Nano moleküler işlevsellik anlık bir şeydir.

The nano-molecular functionality is instantaneous.

anlık immediate

Daha çok senin anlık tehdit değerlendirmenden.

More your immediate threat assessment.