Turkish-English translations for anlamlı:

meaning · sense · meaningful · significant · purposeful · relevant · pointed · soulful · expressive · eloquent · other translations

anlamlı meaning

Evet, ama bu hiçbir anlam ifade etmiyor.

Yes, but that doesn't mean anything.

Eğer bir şey anlamlı değilse bu ne demek oluyor?

If something doesn't make sense, what does that mean?

Bu bir anlam ifade etmez.

This won't mean a thing.

Click to see more example sentences
anlamlı sense

Bu ülkede en son ne zaman anlamlı bir şeyler oldu?

When was the last time anything in this country made sense?

Sadece, bilirsin, herhangi bir anlam ifade etmiyor.

Just, you know, it doesn't make any sense.

Daha anlamlı olur ve onlara daha fazla faydası olur.

Makes more sense, and it'll help them more.

Click to see more example sentences
anlamlı meaningful

Bir kere daha bana bu ekibin anlamlı ve değerli bir üyesi olduğunu kanıtladın.

And once again, you've proved that you are a meaningful and valued member of this team.

Bu anlamlı bir şeyler yapabilmem için bir şans.

This is a chance for me to do something meaningful.

Bir milyarderle derin, anlamlı bir ilişki.

A deep, meaningful relationship with a billionaire.

Click to see more example sentences
anlamlı significant

Ancak bu tuhaf bitkilerin ve tuhaf hayvanların ötesinde, daha büyük bir anlam vardır.

But beyond the strange plants and bizarre animals, there is a greater significance.

Evet ama şimdi çok farklı bir anlam taşıyor.

Yes, but now it holds a very different significance.

Anlamlı ve tuhaf derken umut verici ve iyimser mi demek istiyorsunuz?

By significant and strange do you mean hopeful and optimistic?

Click to see more example sentences
anlamlı purposeful

Anlamsız olan beş yaratık daha büyük bir amaca hizmet etti.

Five meaningless creatures called to serve a greater purpose.

Hayatlarına bir anlam, bir amaç vermek için.

To give their lives meaning, a sense of purpose.

Her şey işlevsel ve anlamlı hale geliyor.

Everything becomes well, functional and purposeful.

Click to see more example sentences
anlamlı relevant

Her nasılsa, soru artık anlamlı görünmüyor.

Somehow that question doesn't seem relevant anymore.

Sigara Anlamlı bir konuşma.

A smoke, relevant conversation.

İlginç. Ama hala tıbbi olarak anlamsız.

Interesting, but still not medically relevant.

Click to see more example sentences
anlamlı pointed

Ve biz hala kökenli bir nokta var, ki biz hiçbir yerde anlamına gelir.

And we still have no point of origin, which means we are nowhere.

Tam anlamıyla bir üç nokta iniş sayılmazdı Frank.

It wasn't exactly a three point landing, Frank.

Önemli olan nokta, biyolojik ve duygusal anlamda,

The point is, biologically and emotionally speaking,

anlamlı soulful

Aşırı dramatik gözükmek istemem ama bu gerçek anlamda April'in ruhu için bir savaş.

I don't want to seem overdramatic, but this is literally a battle for April's soul.

Çünkü ruh muhtemelen öbür dünya anlamına geliyor.

Because the soul would probably mean an afterlife.

anlamlı expressive

Büyük kahverengi gözleri var, koyu ve anlamlı.

Large brown eyes, dark and expressive.

anlamlı eloquent

Bay Tango çok anlamlı bir biçimde konuştu.

Mr. Tango has spoken very eloquently.