Turkish-English translations for anlamsız:

meaningless · pointless · senseless · absurd · ridiculous · nonsense, nonsensical · gibberish · empty · inane · useless · frivolous · insane · grotesque · futile · expression · incoherent · other translations

anlamsız meaningless

Yani hayat anlamsız ve tüm acılar ve dertler kör, rastgele bir kaos öyle mi?

So life is meaningless, and all the pain and suffering is just blind, random chaos.

Benim için anlamsız değil.

It's not meaningless to me.

Burada bir dizayn yok, Rodney, sadece anlamsız veri.

There's no design here, Rodney, just meaningless data.

Click to see more example sentences
anlamsız pointless

O köpeğin burada kalması çok anlamsız. Onun için kötü ve tehlikeli.

Its pointless for that dog to stay here, it would be bad and dangerous.

Ben mitin altında zahmetli tekeşlilik Jackie ile yedi yıl boyunca, ve bunun anlamsız olduğunu.

I labored under the myth of monogamy for seven years with Jackie, and it was pointless.

Ve şu an çok anlamsız.

And it's pointless now.

Click to see more example sentences
anlamsız senseless

Sayın başkan, bu anlamsız bir tartışma.

Mr. President, this is a senseless argument.

Bu sadece ölmek için berbat ve anlamsız bir yol.

It's such a senseless, horrible way to die.

Bütün bu anlamsız kargaşa da ne?

What is this senseless commotion?

Click to see more example sentences
anlamsız absurd

Kelimenin tam anlamıyla bu duyduğum en absürd şey.

That's literally the most absurd thing that I've ever heard.

Bu anlamsız, Sayın Hakim.

This is absurd, Your Honor.

Hepsi çok hüzünlü ve anlamsız.

It's all so sad and absurd.

Click to see more example sentences
anlamsız ridiculous

Charlie, senin için bile olsa, bu çok anlamsız.

Charlie, even for you, this is ridiculous.

Bu söylediğin anlamsız bir şey.

That's a ridiculous thing to say.

Biliyorum ama bu çok komik, anlamsız, korkunç.

I know, but it's ridiculous, absurd, horrible.

Click to see more example sentences
anlamsız nonsense, nonsensical

Hayır, bu çok anlamsız.

No, it's just nonsense.

Anlamsız konuşmayı kes.

Stop talking nonsense

Onlara karşı olan suçlama anlamsız.

The charge against them is nonsense.

Click to see more example sentences
anlamsız gibberish

Parçaları kayıp olan bir puzzle ve bazı kapalı anlamsız sözler.

A puzzle with missing pieces and some cryptic gibberish.

Ben gerçekten yoruldum. anlams?z

More gibberish I'm really tired. gibberish

Sanki, artık anlamsız değiller gibi.

It's, like, they're not gibberish anymore.

Click to see more example sentences
anlamsız empty

Evgeny bilmeliydin. Bunlar bütün bunlar bu hayat benim hayatım Benim hayatım bomboş ve anlamsız.

Evgeny, you should know that this, all of this life my life, my life is empty and hollow.

Bu anlamsız bir davranış.

This is an empty gesture.

Ama bu, mağaranın boş olduğu anlamına geliyor.

But that also means the cave is empty.

Click to see more example sentences
anlamsız inane

Ama sonsuz çığlıklar ve anlamsız mırıltılar arasından, iki kelimeyi farkettiler.

But amidst the endless screams and inane babble, they discerned two words.

Her zaman aynı anlamsız sorular.

It's always the same inane questions.

Bu senin anlamsız savaşın.

This is your inane war.

Click to see more example sentences
anlamsız useless

Kelimenin tam anlamıyla daha işe yaramaz bir fikir duymamıştım.

It's literally the most useless idea I have ever heard.

Çünkü "sıkıldım" demek çok anlamsız bir şey.

Because "I'm bored" is a useless thing to say.

Mezuniyet onun için çok anlamsız.

Graduation is useless for her.

Click to see more example sentences
anlamsız frivolous

Bu, anlamsız bir istek değil.

This is not a frivolous request.

Şimdi kendi anlamsız soruna cevap ver.

Now answer your own frivolous thrust.

Anlamsız bir dava, ciddiyetsiz durum olarak değerlendirilemez.

A frivolous lawsuit doesn't qualify as extenuating circumstances.

anlamsız insane

Hayır, anlamsız olan ne biliyor musun?

No, you know what's really insane?

Çünkü bu anlamsız.

Cause it's insane.

Deli öyle anlamsız bir kelime ki.

Insane is such a meaningless word.

anlamsız grotesque

Evet tabii, bu çok anlamsız olur.

No. Of course. That would be grotesque.

Anlamsız, cırtlak ahenksizlik tek bir melodi haline geliyor.

A grotesque, screeching cacophony becomes a single melody.

anlamsız futile

Fakat bu beyhude ve anlamsız.

But it's futile and meaningless.

Bu da çok anlamsız.

That too is futile.

anlamsız expression

Büyük kahverengi gözleri var, koyu ve anlamlı.

Large brown eyes, dark and expressive.

anlamsız incoherent

Buradaki her şey çok değerli ve tamamen anlamsız.

All of this is valuable and completely incoherent.