Turkish-English translations for anormal:

abnormal · unusual · anomalous · unnatural · freak · anomaly · aberrant · deviant · irregular · out · other translations

anormal abnormal

Normal tedaviye "normal tedavi"denir çünkü bazen" anormal tedavi" kullanmanız gerekebilir.

Normal treatment is called normal treatment because sometimes you have to use abnormal treatment.

Ne çeşit anormal bir hayvan o?

What kind of abnormal animal is that?

Sence bunu bize yapan bir anormal mi?

You think an abnormal did this to us?

Click to see more example sentences
anormal unusual

Bu tip bir göğüs ameliyatı için anormal bir durum değil.

OK, well, that's not unusual for this type of chest surgery.

Ve anormal hiçbir şey yok.

And there was nothing unusual.

Bu anormal bir durum değil.

Okay That's not unusual.

Click to see more example sentences
anormal anomalous

Tabiki anormal damarlar için kontrol ettim, ve iki arteri de klipsledim.

Of course I checked for anomalous vasculature, and of course I cliped both arteries.

Bu kemikteki işaretler bir göçmen için bile, oldukça anormal.

The markers on these bones are anomalous, even for an immigrant.

Bu kemiklerdeki izler bir göçmen için bile anormal.

Markers on these bones are anomalous, even for an immigrant.

Click to see more example sentences
anormal unnatural

Onlara göre, bizim ilişkimiz anormal.

To them, our relationship is unnatural.

Ama deneklerin davranışları, çok anormal.

But the subject's behaviour, so unnatural.

Anormal derecede hassas bileklerim var.

I have unnaturally brittle ankles.

Click to see more example sentences
anormal freak

Bazen ben de kendimi anormal hissediyorum.

Sometimes I feel like a freak, too.

Çok anormal bir şey.

It was a freak thing.

Hoş bir anormal.

A cute freak.

Click to see more example sentences
anormal anomaly

Ama bence o duvar kağıdı numaran anormal bir olaydı.

But I think that little wallpaper trick was an anomaly.

Yao Ming "İstatiksel Anormal" biri, tamam mı?

Yao Ming is a statistical anomaly, all right?

Bence Peter Schuler yalnız, anormal bir adamdı.

I believe Peter Schuler was a lone anomaly.

anormal aberrant

Ama her şeyi hatırlıyorum ve anormal davranmıyorum.

But I remember everything, and I'm not aberrant.

İşte bunlar anormal kromozomlar

Now, these are aberrant chromosomes.

anormal deviant

Bu adam anormal bir sapık gibi duruyor.

This guy looks like a real deviant.

O kadın anormal, Farley.

The woman's a deviant, Farley.

anormal irregular

Anormal şekli, evet, düzensiz sınırlar, rengi düzensiz, ve çapı

Abnormal shape, yeah, border's ragged, the color's irregular, and the diameter

Bu, tamamen anormal bir prosedür.

This is a highly irregular procedure.

anormal out

Görünüşe göre o bir seralopsmuş, uyuşturucu bağımlısı gibi gama radyasyonu isteyen bir insansı anormal.

Turns out he's a seralops, a humanoid abnormal that craves gamma radiation like a drug.