Turkish-English translations for apaçık:

obviously, obvious · blatant · clearly · straightforward · evidently, evident · other translations

apaçık obviously, obvious

İkisi de oyunu oynadı ve sonra öldüler, yani apaçık ortada ki onları oyun öldürdü, değil mi?

They both played the game and then they died, so obviously the video game killed them, right?

Senin için bile apaçık ortada olmalı, Rebecca.

It should be obvious even to you, Rebecca.

Şef, bence burada ne olduğu apaçık ortada.

Chief, I think it's obvious what went down here.

Click to see more example sentences
apaçık blatant

Kardeşim, bu apaçık bir yalan!

Brother, such a blatant lie!

Evet, bu apaçık bir çeşit akraba kayırması.

Yeah, it was kind of a blatant nepotism thing.

Bu apaçık bir isyandır!

This is a blatant revolt

Click to see more example sentences
apaçık clearly

Uçakta mekanik bir sorun olduğu açık. Apaçık. Evet.

Clearly there was a mechanical issue with the plane. Clearly. Yeah.

Bu apaçık bir cinayet.

It's a clear homicide.

Ortada apaçık bir kıskançlık var.

There's clearly a jealousy issue here.

Click to see more example sentences
apaçık straightforward

Harrison Brown isimli bir jeolog Patterson'a, apaçık bir bilimsel görev gibi görünen bir vermişti.

A geologist named Harrison Brown gave Patterson what seemed like a straightforward scientific assignment.

apaçık evidently, evident

Pekala, bu apaçık.

Well, it's evident