Turkish-English translations for aracı:

vehicle · car · tool · middleman · instrument · agent · means · intermediary · broker · brokerage · other translations

aracı vehicle

Askeri bir araç. .gibi geldi, ama bu başka birşey.

It sounded like a military vehicle, but this is something else.

Bayım, bu araç sizin mi?

Sir, is this your vehicle?

Bize bir kaçış aracı satın aldım!

I bought us an escape vehicle.

Click to see more example sentences
aracı car

Hoş bir araç, değil mi?

Isn't this a nice car?

Evet, ve bir işletme aracı, Mike.

Yes, and a company car, Mike.

Dışarıda yanan bir araç var!

There's a burning car outside!

Click to see more example sentences
aracı tool

Bir araç Oldukça pahalı ve kullanışlı bir araç.

She is a tool a very expensive, very useful tool.

Bu bir araç değil.

Man, that's not a tool.

Ya da bir aktör için yararlı olabilecek bir araç

Or would be a useful tool for an actor.

Click to see more example sentences
aracı middleman

O sadece bir aracı olduğunu söylüyor.

He says he's only a middleman.

Kusurlu bir dünya için kusursuz bir aracı.

The perfect middleman for an imperfect world.

Ben sadece aracı adamdım.

I was just the middleman.

Click to see more example sentences
aracı instrument

Tanrı seni bana aşığım olarak değil, onun aracı olarak gönderdi.

God sent you to me as his instrument, not as my lover.

Ve bu da açıklıyor ki bu araçlar ve maske burada, değil mi?

And that also explains these instruments and the mask here, not?

Bir tıbbi araç da olabilir.

Maybe a medical instrument

Click to see more example sentences
aracı agent

O görev planlandığı gibi tamamlandı. Ve mükemmel bir mekanik aracı oldu.

She finished the mission as planned and became a perfect mechanical agent.

Fong'u koruyan ajanları atlatıp bej rengi bir Chevrolet araçla kaçmışlar.

They eluded Fong's covering agents and fled in a beige, late-model Chevrolet.

Yerel Polis, Ajan Ryan ve Turner'ı araçlarına kelepçelenmiş hâlde buldu.

Local police found Agents Ryan and Turner handcuffed to their vehicle.

Click to see more example sentences
aracı means

Ama Peder! Elimde bir neden, araçlar, fırsat ve bir itiraf var.

Father, I have motive, means, and opportunity and a confession.

Tabii ki bir hayatta kalma aracı değilsin.

Of course you're not a means of survival.

Bir hayatta kalma aracı.

A means of survival.

Click to see more example sentences
aracı intermediary

Ben sadece bir aracı oldu Dubai zengin bir beyefendi için.

I was just an intermediary for a wealthy gentleman from Dubai.

Bay Magnussen, sizin için kabul edilebilir bir aracı mıyım?

Mr Magnussen, am I acceptable to you as an intermediary?

Çünkü güvenilir bir aracı vasıtasıyla temas kurdum.

Because I made contact through a reliable intermediary.

Click to see more example sentences
aracı broker

Nerede şu aracı?

Where's the broker?

O bir, artık toplayıcı, aracı, ajan, komisyoncu.

She's a bottom-feeder, a matchmaker, an agent,a broker.

Stanzler'ın firması aracı bir firma.

Stanzler's company's a broker.

aracı brokerage

Bay Wale size Sacramento'da bulunan K-Ram Yatırımcılık adlı aracı firmadan bahsetmiş miydi?

Did Mr. Wale ever speak to you about a brokerage in Sacramento called K-Ram Investments?

Burası, aracı bir firmaya aitmiş.

This place is a brokerage firm.

Her türlü fon ve aracı şirket.

All kinds of funds and brokerages.