Turkish-English translations for aralık:

December · time · range · interval · ajar · gap · space, spacing · opening · pitch · between · distance · moment · span · separation · crack · other translations

aralık December

Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, Ocak

June, July, August, September, October, November, December, January.

Bugün Aralık'ın ilk günü, Aralık çocukları lütfen öne çıksın.

Today's the first of December the December boys please come forward.

Sen Aralık güzeliydin değil mi?

You are Miss December, aren't you?

Click to see more example sentences
aralık time

Çok kısa bir zaman aralığı var.

It's a very short window of time.

Bir zaman aralığı var mı?

Is there a time frame?

Bu da bize zaman aralığı veriyor.

Which gives us a time frame.

Click to see more example sentences
aralık range

Bu çok heyecan verici olmalı, vahşi açık aralığı üzerinde yaşayan mutlu ve özgür, yıldız bir gölgelik altında, uyku her an bir macera?

It must be so exciting, living wild on the open range, happy and free, sleeping under a canopy of stars, every moment an adventure?

Herhangi bir yaş aralığı?

Any kind of age range?

Fiyat aralığı ne?

What price range?

Click to see more example sentences
aralık interval

Denklem olgunlaştı, dokuz, palonik karesi denklik aralığı, dokuz

Equivalence mastered, nine, palonic square equivalence interval, nine

EKG, normal sinüsler, normal aralıklar.

EKG, normal sinus, normal intervals.

Ve bu aralık şu an başladı.

And that interval is up now.

Click to see more example sentences
aralık ajar

Albay bana dosyalamam için bir şey getirdi ve kapıyı aralık bıraktı.

The colonel brought me out something to file and left the door ajar.

Benim için devam et, kapıyı aralık bırak.

Keep up for me, leave the door ajar

Doğu kapısı aralık kalsın.

Keep the east door ajar.

Click to see more example sentences
aralık gap

Ön sol kesici uymuyor, Ve burada da iki ön diş arasında belirgin bir aralık var.

The left front incisor doesn't match, and there's a sizable gap between the two front teeth.

Örneğin, üçüncü seviyede, sadece bir aralık var.

For example, on level three, there's just a gap.

Bu aralık her gün daralıyor.

That gap gets smaller every day.

Click to see more example sentences
aralık space, spacing

Göz rengi ve aralığı da.

So are eye colour and spacing.

Uygun mesafe ve aralık.

Proper spacing and distance.

Farklı kenar boşlukları, farklı aralıklar.

Different margins, different spacings.

aralık opening

Bu aralık bir insan için çok ufak.

This opening is too small for a man.

Bu çok heyecan verici olmalı, vahşi açık aralığı üzerinde yaşayan mutlu ve özgür, yıldız bir gölgelik altında, uyku her an bir macera?

It must be so exciting, living wild on the open range, happy and free, sleeping under a canopy of stars, every moment an adventure?

aralık pitch

Hayır, ses aralığı sabit.

No, voice pitch is steady.

S-bandı açı aralığı eksi rotadan sapma artı sekiz.

Angle S-band pitch minus niner yaw plus one eight.

aralık between

Ön sol kesici uymuyor, Ve burada da iki ön diş arasında belirgin bir aralık var.

The left front incisor doesn't match, and there's a sizable gap between the two front teeth.

aralık distance

Uygun mesafe ve aralık.

Proper spacing and distance.

aralık moment

Bu çok heyecan verici olmalı, vahşi açık aralığı üzerinde yaşayan mutlu ve özgür, yıldız bir gölgelik altında, uyku her an bir macera?

It must be so exciting, living wild on the open range, happy and free, sleeping under a canopy of stars, every moment an adventure?

aralık span

Sonda bu aralıktan geçmek için çok büyük.

The MALP's too big to cross the span.

aralık separation

Çok yakın, bir kol aralığı ayrı durun.

Too close. Separate, arms Iength apart.

aralık crack

Çok küçük bir aralık.

A very small crack.