Turkish-English translations for arazi:

landed, land · property · field · terrain · estate · acre · country · acreage · ground · territory · soil · area · other translations

arazi landed, land

Burası hakkında çok şey biliyorsun. Bu arazi hakkında.

You know a lot about this place about this land.

Nehrin kuzeyinde çok farklı bir kedi yaşar.. arazideki en hızlı varlık.. bir çita.

North of the river lives a very different cat, the fastest creature on land, a cheetah.

O zaman bu arazi değersiz.

Then this land is worthless.

Click to see more example sentences
arazi property

Bu araziyi biliyor musun?

Do you know This property?

Ne güzel bir arazi.

This is a fine property.

Nick, sen kal ve araziyi izle.

Nick, you stay and watch the property.

Click to see more example sentences
arazi field

Bir benzin istasyonu vardı. Bir de kocaman bir boş arazi.

Well, there was a gas station and a big field.

Boş bir arazi ve bir plaj.

Just an empty field and a beach.

Çünkü orası bir arazi!

Because it's a field!

Click to see more example sentences
arazi terrain

Bu yaratık böyle bir sert arazide hayatta kalma konusundan uzman.

This creature is a specialist at surviving in this harsh terrain.

Bu bir Renault Mountaineer, Girit arazisi için tasarlanmış.

It's a Renault Mountaineer, specially designed for the Cretan terrain.

Hayır, engebeli arazi için çok zayıf.

No, it's too weak for rough terrain.

Click to see more example sentences
arazi estate

Eğer evi satarsak, daha küçük bir eve ve daha mütevazı bir araziye taşınırız.

If we sell, we move to a smaller house and a more modest estate.

Üç mil doğuda hoş küçük bir arazi.

Nice little estate three miles east.

Büyük bir araziye benziyor.

Looks like a large estate.

Click to see more example sentences
arazi acre

İki buçuk dönüm arazi ve bir havuz.

Two and a half acres, a pond.

Bir milyon arazi mi?

A million acres? Uh

Ama binlerce dönüm arazileri var.

But they have a thousand acres.

Click to see more example sentences
arazi country

Orası bir Kızılderili arazisi. Teknik olarak bizim ülkemiz değil.

It is an Indian reservation It is technically not our country.

Ülkeniz soğuk ve karanlık bir nükleer araziye dönecek.

Your country will be a cold, dark nuclear wasteland.

Stoney Ridge Golf Kulübü arazisi.

Uh, Stoney Ridge Country Club Estates.

Click to see more example sentences
arazi acreage

Bütün bu arazi, çiftlik hayvanları ve herkes açlıktan kırılıyor.

All this good land, acreage, livestock and everybody is starving.

Çünkü o kadar büyük bir arazi için büyük risk.

Because that's a high risk for the acreage involved.

Bir sürü arazi ve çamur var.

With a lot of acreage and mud.

arazi ground

Polo arazisi yıllar önce kapandı.

The Polo Grounds closed years ago.

Bütün arazi de dâhil.

All the ground's included.

arazi territory

Şimdi sadece basit bir arazi.

Now it's just territory.

Keşfedilmemiş bir arazi.

It's uncharted territory.

arazi soil

Bu ovalık arazi toprağı, değil mi?

That there's bottomland soil, ain't it?

arazi area

Ormanlık bölge onun arazisi.

The wooded area's her terrain.