Turkish-English translations for artış:

increased, increase · up · enhancement · raise · growing · buildup · gain · boost · growth · increment · surge · mark-up · other translations

artış increased, increase

Güney kutbu doktoru komadan çıktı. Ve şimdi yeni bir semptomu var: artmış kafa içi basıncı.

South pole doc is out of her coma, and now we have a new symptom: increased intracranial pressure.

Doktor, Teğmen Sanders'ın radyasyon seviyesinin arttığını söyledi.

The doctor said Lieutenant Sanders' radiation levels are increasing.

Sen arttı sahip oldum ağrısı ve kusma?

You've been having increased pain and vomiting?

Click to see more example sentences
artış up

Lütfen ayağa kalk, Art.

Please, stand up, Art.

Komutan, bir şey içindeki enerji artışını tetikledi.

Commander, something's triggered an energy build-up inside it.

Rüzgar arttı, Gary?

Wind pick up, Gary?

Click to see more example sentences
artış enhancement

Raca Puran Singh onları şahsen kutsadı. Böylece Champaner'in değeri daha da arttı.

Rajah Puran Singh himself blessed them enhancing Champaner's status even more.

Lu-Qi ittifak toplantısında Kong Qiu topraklarımızı geri kazandı ve ulusal itibarımızı artırdı.

At the Lu-Qi alliance meeting Kong Qiu regained territory and enhanced our national prestige

Hiç performans artırıcı ilaç kullanmadın mı?

You have never taken any performance-enhancing drug?

Click to see more example sentences
artış raise

Bu çok büyük bir artış.

That's quite a raise.

Bu artırmak için uygun.

This is for the raise.

Ya, küçük bir, biraz kısmen bir artış.

Yeah, a little, little partial raise.

Click to see more example sentences
artış growing

Burada para, artan yatırım ve siyasi çıkarlar var.

There is money here, growing investments and political interests.

Bu arada şu sürekli artan kayıp kişi listesine şimdi bir de İskandinavya kraliyet ailesinden biri eklendi.

Oh, by the way, the ever-growing list of missing persons Now includes Scandinavian Royalty.

Sadece birkaç artan ağrıları.

Just a few growing pains.

Click to see more example sentences
artış buildup

Devasa basınç artışı var.

There's a huge pressure buildup.

Fakat ani Asetilkolin artışı neden oldu?

But why the sudden buildup of acetylcholine?

Her şeye toksin artışı sebep oluyor.

The buildup of toxins is causing everything.

Click to see more example sentences
artış gain

Bitkinlik veya kilo artışı yok.

No fatigue or weight gain.

Oto Artış Kontrolü çalışıyor.

Auto Gain Control running.

Ani kemik kıran kilo artışı?

Sudden bone-crushing weight gain?

artış boost

Mina Edison, Martha'nın öğrenme kapasitesini artırdı.

Mina Edison boosted Martha's learning capacity.

Artması için bir kapsül bikarbonat daha verin.

Push another amp of bicarb for a boost.

Ling Ling Doosan'a olan itimadı arttırdı.

Ling Ling boosted Doosan Bears's confidence

artış growth

Sıfır nüfus artışı.

Zero population growth.

Logaritmik artış Anahtar bu.

Exponential growth that's the key.

artış increment

Ufak artışlar daha iyidir, bilirsin?

Small increments are better, you know?

artış surge

Adrenalin fırlar, kalp hızla çarpar, nabız artar

The adrenaline surges,the het pounds,the pulse races.

artış mark-up

Mark Cuban teklifini arttırdı.

Mark Cuban's upped his offer.