Turkish-English translations for artık:

now · anymore · no more · no longer · over · any more · leavings · left · finally · leftover · from now on · rest · residue, residual · scrap, scraps · waste · orphan · remains, remaining · at last · refuse · rubbish · remnant · redundant · trim · other translations

artık now

Artık sadece sen ve ben, tamam mı?

It's just you and me now, all right?

Ablan aslında o artık senin ablan değil, öyle değil mi? Hayır.

Your sister, well, she's not really your sister anymore now, is she?

Artık benim için her şey farklı olacak.

Things are gonna be different for me now.

Click to see more example sentences
artık anymore

Biliyor musun işte tam olarak bu yüzden artık seninle bir şey yapmak istemiyorum.

You know what? This is exactly why I don't ever wanna do anything with you anymore.

Artık o kadar küçük değil.

Yeah, he's not so little anymore.

Şey, bu hafta aslında durdurmak olduğunu gibi tamamen sadece artık yapmıyorum. bu yüzden

The thing is, this week I actually did stop, like totally just not doing it anymore. So

Click to see more example sentences
artık no more

Hayır, hayır artık "biz" yok, tamam mı?

No no, there's no more "we," all right?

Ama artık sır yok, tamam?

But no more secrets, okay?

Lütfen bana artık soru sormayın.

Please, ask me no more questions.

Click to see more example sentences
artık no longer

Bu artık bir futbol maçı değil, baylar ve bayanlar.

This is no longer a football game, ladies and gentlemen.

Ve ben artık polis değilim.

And I'm no longer a cop.

Artık, bir balık gibi hissetmiyordum ve hiçbir şey bilmediğimi fark ettim.

Though I no longer felt like a fish, and realized I knew nothing,

Click to see more example sentences
artık over

Her şey, artık her şey bitti.

Everything, everything is over now.

Artık senin için bitti.

Now it's over to you.

Ama artık her şey bitti.

But now that's over.

Click to see more example sentences
artık any more

Artık senin küçük kızın değilim, o yüzden beni yalnız bırak!

I'm not your little girl any more, so please leave me alone!

Artık bir şeye ihtiyacım yok.

I don't need anything any more.

O bir artık çocuk değil.

He's not a child any more.

Click to see more example sentences
artık leavings

Artık senin küçük kızın değilim, o yüzden beni yalnız bırak!

I'm not your little girl any more, so please leave me alone!

O artık evde. Onu rahat bırak.

She's home now. just leave her alone.

Beni rahat bırak artık.

Will you leave me alone?

Click to see more example sentences
artık left

O bilmiyordum dedi Artık kim, ve sonra gitti ve o her şeyi aldı. Bu çok garip.

He said he didn't know who I was anymore, and then he left and he took everything.

Artık bana kalan tek şey bu.

It's all that's left to me now.

Yapacak hiçbir şey kalmadı artık.

There's nothing left anymore.

Click to see more example sentences
artık finally

Ben bu anı, uzun ama çok uzun zamandır bekliyorum ve artık zamanı geldi.

I've been waiting for this moment for a long, long time, and it's finally here.

Bu nihayet bitti artık.

This is finally gonna be over.

Artık ben de oynamak için buradayım.

And I'm finally here to play.

Click to see more example sentences
artık leftover

Tamam, işte kasap tavuğu, lazanya artığı biraz karışık yumurta biraz puding ve ah bekle bir dakika.

Okay, so that's chicken cutlet, leftover lasagna some scrambled eggs some pudding and and, oh, wait a minute.

Burada biraz yemek artığı var.

There are some leftovers in here.

Onun kendi artıkları olacak.

He'll have his own leftovers.

Click to see more example sentences
artık from now on

Daha da iyi olacağım artık, tamam mı?

I'll be better from now on too, okay?

Merak etme, bebeğim. Her şey yoluna girecek artık.

Don't worry, babe, everything's gonna be okay from now on.

Bu yüzden, artık Gun Wook için endişelenmeyi kes.

So stop worrying about Gun Wook from now on.

Click to see more example sentences
artık rest

Huzur içinde yat artık

Now, rest in peace

Evet, ara ver artık süper polis.

Yeah, give it a rest, super cop.

Artık bir yazar değilim ki bu senin için iyi bir haber ve tabi geriye kalan okurlar için.

I'm no longer a writer, which is good news for you and the rest of the book-reading world.

Click to see more example sentences
artık residue, residual

Sadece biraz balçık artığı.

Just some mood slime residue.

Salya ve kalsiyum karışımı bir artık.

A residue of calcium and saliva.

İs, kömür ve odundan gelen basit bir karbon artığı sadece.

Soot is merely carbon residue from coal and wood.

Click to see more example sentences
artık scrap, scraps

Herkesin bir evi var ve kimse artıklarla beslenmiyor.

Everybody's got a home and nobody gets scraps.

Durum şu ki Phalanx şeyi artık bir metal artığı ve

The situation is that Phalanx thing is scrap metal now, and

Zavallı küçük artıklar.

Poor little scraps.

Click to see more example sentences
artık waste

Artık zaman kaybetmeyelim, tek oyun ve kazanan hepsini alır.

Let's not waste time anymore, one game and winner takes all

Bu insan artığı ile.

With this human waste.

Polisin zamanını boşa harcama artık.

Don't waste police effort anymore.

Click to see more example sentences
artık orphan

Artık bir yetim değilsin.

You're not an orphan anymore.

Sen artık yetim değilsin Sarah.

You're not an orphan anymore, Sarah.

Sen bir yetimsin. Artık değil.

You are an orphan no longer.

Click to see more example sentences
artık remains, remaining

Artık geriye tek kalan bu kuş.

Now this bird is All that remains.

Artık geriye kalan tek şey Güç.

All that remains now is the Force.

Oliver Queen artık öldü ve şimdilik sadece Arrow, Al Sah-him var.

Oliver Queen is dead, and for now, only the Arrow, Al Sah-him, shall remain.

Click to see more example sentences
artık at last

Ve artık, sonunda, ben de bilmiyorum!

And now, at last, neither do I!

En azından, gerçek bir şey, artık peri masalları yok.

At last something real, no more fairy tales.

Artık en sonunda Carmen bana aitti.

Now at last, Carmen belonged to me

artık refuse

Artık gerçekleri kabul et.

Facts you refuse to accept.

Söz veriyorum artık hayır demeyeceğim ve pişman olmayacağım.

So I promise no more refusals and no more regrets.

artık rubbish

Senin görevin artık benim", Hepsi çöp oldu.

Your mission is now mine", that was all rubbish.

Zaman yolculuğunun berbat bir yolu, ama evren artık küçük.

Rubbish way to time travel, but the universe is tiny now.

artık remnant

Anlamsız bir geleneğin artıkları.

Remnants of a senseless tradition.

artık redundant

Ve sen de artık gereksizsin, ProfesÖr.

And you are redundant, Professor.

artık trim

Yahni için bana biraz artık verdi.

Gave me some trimmings for stew.