Turkish-English translations for artan:

leftover · over · growing · accelerating · residual · odd · excess · other translations

artan leftover

En azından bu şekilde bir sürü artan olacak.

Well, at least this way, you'll have lots of leftovers.

Arta kalan yemek ve tıbbi malzeme.

Leftover food and medical supplies.

Evet, tabii. Dolapta biraz artan yemek var.

Yeah, well, there's leftovers in the fridge.

Click to see more example sentences
artan over

Bu tepenin ardında bir yol var.

There's a road right over this hill.

İşte buradasın, evet Fakat ardında bir dünya var.

Over here, yes but there is also the world beyond.

Orada şu taşların ardında.

Over there. Behind those rocks.

Click to see more example sentences
artan growing

Burada para, artan yatırım ve siyasi çıkarlar var.

There is money here, growing investments and political interests.

Bu arada şu sürekli artan kayıp kişi listesine şimdi bir de İskandinavya kraliyet ailesinden biri eklendi.

Oh, by the way, the ever-growing list of missing persons Now includes Scandinavian Royalty.

Sadece birkaç artan ağrıları.

Just a few growing pains.

Click to see more example sentences
artan accelerating

Beklenenden biraz daha fazla bir artış, ama iyisin.

Slightly more accelerated than anticipated but you're fine.

Uzay doğru hız arttırmak için hazır olun.

Prepare for acceleration into temporal space.

artan residual

Bu sadece arta kalan bayım. Lütfen geri çekil.

That's just a residual sir Please stand back

Hackten arta kalan bir kod.

Residual code from a hack.

artan odd

Belki bu tuhaf, küçük kapının ardında bir tane vardır.

Maybe there's one through this odd, tiny door.

Kemik iliği nakli ile oranı daha çok artacak.

And with bone marrow transplant, much better odds.

artan excess

Palmdale ve Lancaster rüzgar hızının aşırı arttığını rapor ediyor

Palmdale and Lancaster are reporting wind speeds in excess