Turkish-English translations for aslında:

actually · really · in · in fact · basically · even · originally · indeed · essentially · honestly · effect · in reality · primarily · virtually · as a matter of fact · properly · in truth · at heart · other translations

aslında actually

Aslında benim senin için yapabileceğim bir şey var bence.

Well, actually, I think there's something I can do for you.

Aslında bana sırrını söyledi... .ve ben de aynı şeyi yapmayı düşünüyorum.

Actually, he told me his secret, and I'm thinking of doing the same thing.

Evet. Evet, evet. Benim için yapabileceğin birkaç şey var aslında.

Yeah, there are a few things you could do for me, actually.

Click to see more example sentences
aslında really

Ama aslında burada değilsin, değil mi?

But you're not really here, are you?

Ama bu doğru değil, çünkü aslında bunu kendisi için yapıyor.

But it isn't right, because he really does it for himself.

Ama aslında yanlış bu.

But really, this is wrong.

Click to see more example sentences
aslında in

Bak şimdi burası çok iyi görünüyor. Aslında oldukça korkunç görünüyor ama eskisinden daha iyi.

look really good in here now. actually it looks pretty horrible, but it's better than it was.

Şimdi evde kendim Aslında, ben bütün.

Actually, I'm all by myself in the house now.

Aslında o kadar uzun zaman olmadı.

In fact, it hasn't been that long.

Click to see more example sentences
aslında in fact

Aslında, benden bir daha asla hediye almayacaksın. Bu beni çok ama çok mutlu eder.

In fact, you'll never get another present from me again. well, that makes me very, very happy.

Aslında millet, lütfen lütfen geri çekilin.

In fact, everyone, please, please step back.

Aslına bakarsan bir tane daha alabilir miyim, Lütfen?

In fact, can I have another, please? Thanks.

Click to see more example sentences
aslında basically

Aslında, sadece temel kimya. Ama teşekkür ederim, Jesse.

Actually, it's just basic chemistry, but thank you, Jesse.

Ben bir sivilim, bir rütbem yok, ama aslında, biz eşitiz.

I'm a civilian, I don't have a rank, but basically, we're equals.

Ve aslında bu kadar.

And that's basically it.

Click to see more example sentences
aslında even

Aslında annem de bir kaç yıl önce öldü.

Actually even my mother died a few years ago.

Aslında bir hikaye bile değil.

Not really even a story.

Ve aslında o kadar da önemli bir şey değil.

And it's not even that big of a deal.

Click to see more example sentences
aslında originally

Aslında ben köken melezim fakat bu başka bir zaman anlatacağım uzun bir hikaye.

I'm the original hybrid actually but that's a long story for another time.

Onun adı Steven Arthur olduğunu younger, o aslında's Akron, Ohio seçin.

His name is Steven Arthur Younger, he's originally from Akron, Ohio.

Bu aslında Prenses Diana hakkında mıydı?

Is that originally about Princess Diana?

Click to see more example sentences
aslında indeed

Aslında efendim, o sadece bir kadın değil. .oldukça güzel bir kadın.

Indeed, sir. Not only is she a woman, she is a very beautiful woman.

Çok ilginç bir ders aslında.

A very interesting lesson indeed.

Aslında ben de çok kötü uyudum.

I slept very badly indeed.

Click to see more example sentences
aslında essentially

Onlar kafa transfer oldu aslında bir beyin nakli, bütün kafa alıyor ama.

They transferred the head, it was essentially a brain transplant, but taking the whole head.

Aslında küçük bir fark bir fark yaratabilir.

Essentially a tiny difference would make a difference.

Buraya geldi ve aslına bakarsan beni tehdit etti.

He came here to, Well, essentially to threaten me.

Click to see more example sentences
aslında honestly

Hayır, ben aslında dürüst olmam gerekirse, bu Bu, iyi bir zaman değil.

No, I you know, I gotta be honest, it's This is not the best time.

Şey, aslında sana karşı dürüst olmak gerekirse

Well, to be completely honest with you

Aslında ben bir süre burada kalacağım.

Honest, I'm gonna stay here a while.

Click to see more example sentences
aslında effect

Aslında o kadar da etkili değil.

Ah, it's not even that effective, really.

Aslında tam tersi bir etki yarattı.

It's actually had the opposite effect.

Aslında, çok nadiren etkili oluyor.

Actually, it's very rarely effective.

Click to see more example sentences
aslında in reality

Ama aslında sana gece ve gündüz hizmet ettik.

But in reality we served you day and night.

Aslında kafan çok karışık.

In reality, you're very confused.

Ama bu benim için her açıdan tamamen inandırıcı bir gerçeklik olsa da gene de, Ogo aslında benim ruhumun yarattığı bir kurgu.

But even though this is a totally convincing reality for me in all ways nevertheless, Ogo is actually a construct of my psyche.

Click to see more example sentences
aslında primarily

Bu aslında askeri bir mesele değildir.

This is not primarily a military problem.

Bu aslında benim için.

It's primarily for me.

Aslında bir vergi davası.

It's primarily a tax case.

Click to see more example sentences
aslında virtually

Yani sanal gerçeklik pratikte, tamamen gerçek ama aslında değil.

So, virtual reality is practically, totally real but not.

Aslında doğru terimi sanal çevre olacak.

Actually, the correct term is virtual environment.

Aslında kendisini soyacak, değil mi?

It's virtually robbing itself, isn't it?

Click to see more example sentences
aslında as a matter of fact

Aslına bakarsanız, bu daha önce de oldu.

As a matter of fact, this has happened before.

Aslına bakarsanız biz de bir randevumuz için geç kaldık.

As a matter of fact, we're late for an appointment ourselves.

Biz.. biz.. aslında.. geçen hafta da bir başkasını daha kaybettik Sausalito'da bir araba kazasında.

We, uh, actually, as a matter of fact, we lost another one last week car crash in Sausalito.

Click to see more example sentences
aslında properly

Sanırım bu uygun bir ceza olur. Gerçi aslında bu bir onurdur.

That sounds like a proper punishment although it's actually an honor for you.

Aslında çok düzgün bir adam.

He is a very proper man.

Şey, aslında, aslında biz de henüz tanıştırılmadık.

Well, actually, we haven't been properly introduced.

Click to see more example sentences
aslında in truth

Aslında bilmen gereken bir şey var.

In truth, there's something you should know.

Ama aslında sadece bir tane var.

But in truth, there's only one.

Aslında La Tremoille Dükü tam bir domuz gibi davranır.

In truth, the Duc de La Tremoille behaves like a pig.

aslında at heart

Çünkü ben aslında bir sivilim, sevgilim.

Because I'm a civilian at heart, lover.

Ve tüm devrimciler aslında özünde tutucudurlar.

And all revolutionaries are conservatives at heart.