atıyorsun

Bütün yolu senin için geldim ve sen beni dışarı atıyorsun.

I came all the way here for you and you're throwing me out.

Neden onu kurtarmak için her şeyi hatta ruhunu bile tehlikeye atıyorsun?

Why would you risk everything, even your soul, to save her?

Neden bu insanlar için hayatını tehlikeye atıyorsun?

Why do you risk your life for these people?

Neden küçük bir kız gibi çığlık atıyorsun?

Why you screaming like a little girl?

Kan görmek için can atıyorsun, değil mi?

You're just dying to see blood, aren't you?

Çok büyük bir adım atıyorsun, canım.

It's a big step you're taking, dear.

Bunun için can atıyorsun, değil mi?

You're dying for it, aren't you?

Onu çöpe mi atıyorsun bir ayda fazladan bin dolar için?

You're throwing it down the toilet for an extra thousand a month?

Evet, ama herşeyi riske atıyorsun, çünkü aşık oldun!

Yes, but you're risking everything because you fell in love!

Tanrım, bir kız için gayet iyi atıyorsun.

God, you do throw so well for a girl.