Turkish-English translations for ateşli:

fire · hot · fevered, fever · burning · flaming · heated · fiery · passionate · spirited · feverish · ardent · red-hot · torrid · armed · febrile · Horny · vibrant · hot-blooded · quick · fierce · sultry · fervent · zealous · racy · hectic · intense · other translations

ateşli fire

Ve sonra bir devrim olacak. O zaman dünyamız kan ve ateş içinde yok olacak.

And then there will be a revolution, and our world will go down in blood and fire.

Duman ve ateş vardı.

There was smoke and fire.

Hepsi ateş ve duman.

All fire and smoke.

Click to see more example sentences
ateşli hot

Demek istediğim, bu o şey filmlerden yani o filmde çok ateşli ama aynı zaman da film de güzel.

I mean, that's one of those movies that I mean, she's really hot in it, but it's also a good movie.

Ateşli bir randevun falan var?

You got a hot date or something?

O kızlar cidden o kadar ateşli mi?

Are those girls really that hot?

Click to see more example sentences
ateşli fevered, fever

Evet. Muhtemel yan etkileri karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı, baş dönmesi, ateş ve saç dökülmesidir.

Possible side effects include abdominal pain, nausea, headaches, dizziness, fever and hair loss.

Yüksek ateş, solunum güçlüğü ve yeni bir semptom, nöbet geçirdi.

High fever, respiratory distress, and a new wrinkle seizures.

Pekala. Biz de hücre atipisi, böbrek, kalp, ciğer ve koagülopatiye ateşi de ekleriz.

Okay, so we add fever to cell atypia, coagulopathy, kidney, heart, liver

Click to see more example sentences
ateşli burning

Bir yerlerde yanan bir ateş var

There's a fire burning somewhere.

Hâlâ orada. İçimde yanan bir ateş gibi.

It's still there like a flame burning inside me.

Ateş nasıl bu kadar sıcak?

How can fire burn so hot?

Click to see more example sentences
ateşli flaming

Hâlâ orada. İçimde yanan bir ateş gibi.

It's still there like a flame burning inside me.

Idaho üniversitesi "Ateşli Dudaklar" konseri bu hafta sonu.

University of Idaho, Flaming Lips concert, this weekend.

Ateş için de aynı şey geçerli.

It is the same for the flame.

Click to see more example sentences
ateşli heated

Isı ya da ateş olmadan demircilik. Etkileyici!

A forge without heat or fire Impressive.

Çok güzel, ateş.

Very good, heat.

CEHENNEM ATEŞİ Başrolde: Beat Takeshi

HELL HEAT starring Beat Takeshi

Click to see more example sentences
ateşli fiery

Bu gece ateşli bir yatağa ne dersin?

So, tonight, how about a fiery bed?

Şansını dene ve ateşli bir öpücük çalmaya çalış.

Take a chance and try to steal a fiery kiss.

Ayrılık ateşten bir ok

Separation is a fiery arrow

Click to see more example sentences
ateşli passionate

Şey, ne de olsa annen çok ateşli bir kadın.

Oh, well, your mother's a very passionate woman.

Çok mantıklı ve ateşli bir savunma yaptı.

Made a very logical and passionate defence.

Bu müziğin, dünya çapında milyonlarca ateşli hayranı var.

This music has millions of passionate fans worldwide.

Click to see more example sentences
ateşli spirited

Her neyse, bu fark etmiyor bile. Yani, içinde ateş, ruh vardı.

Anyway. it doesn't even matter, I mean. there was fire. spirit,

Ateş, su, toprak, hava, ruh sopası.

Fire, water, earth, air, spirit stick.

Her ateş bir ruh içindir.

Each light is for one spirit.

Click to see more example sentences
ateşli feverish

Hâlâ ateşi var ama en azından uyuyor.

Still feverish but at least he's sleeping.

Ve senin ateşin var.

And you are feverish.

Senin ateşin var.

You are feverish.

Click to see more example sentences
ateşli ardent

Flynn'in en ateşli destekçileri bile artık acı gerçeği kabulleniyorlar.

Even Flynn's most ardent supporters are now acknowledging a difficult truth.

Kızlar, dans tutkunu üç ateşli hayranımız var.

Girls, we have three ardent admirers of the dance.

Vay be, ne ateşli sahne!

Wow, what an ardent stage!

Click to see more example sentences
ateşli red-hot

Çünkü o kırmızı ve bu da demektir ki çok ateşli.

Know why? 'Cause she's red and that means she is hot.

Ve şimdi, Martin Miesner ve ateşli akordeonu.

And now, Martin Miesner and his red-hot accordion.

Ben de "ateşli şey". Kırmızı saten.

I was "hot stuff." Red satin.

Click to see more example sentences
ateşli torrid

Bir Hollywood film yıldızıyla ateşli bir ilişkisi vardı.

She had a torrid affair with a Hollywood movie star.

New York'daki herkes bizim ateşli ilişkimizi biliyor.

Everyone in New York knows about our torrid affair.

Ateşli olduğunu kim söyledi?

Who said it was torrid?

Click to see more example sentences
ateşli armed

Roket ve küçük silah ateşi altındayız

Taking rocket and small arms fire

Ön torpidolar aktif ve ateşe hazır, Kaptan.

Forward tubes armed and ready, Captain. Fire.

Hayır, Keenan hala silahlı ve ateş hattında iki insan var.

No, keenan's still armed; two people in the crossfire.

Click to see more example sentences
ateşli febrile

Ateşi ve peritonda yara izleri var.

She's febrile and has peritoneal signs.

Jake'in ateşi var ve akyuvar sayısı aşırı yüksek.

Jake's febrile and he's got a crazy-high white count.

Tekrar ateşi çıkmış olmalıydı.

She should be febrile again.

Click to see more example sentences
ateşli Horny

Ah, ben çok ateşli.

Oh, me so horny.

Bir değil, iki tane ateşli ve azgın hatun!

Not one, but two hot and horny cougars!

Somurtkan, Hapşırık ve Ateşli.

Grumpy, Sneezy and Horny.

ateşli vibrant

Evet, bir kadın sevdim, Sid, çok iyi bildiğin gibi."güzel, ateşli bir bayan

Yes, I loved a woman once, Sid, as you well know."A beautiful, vibrant lady

Güzel, ateşli bir bayan

A beautiful, vibrant lady

Ne ateşli bir mor.

Such a vibrant purple.

ateşli hot-blooded

Sana başka ateşli bir kan bankası buluruz.

We'll find you another hot little blood bank.

Ateşli bir adam ve bir otel odası güzel olurdu.

A hot-blooded man and a hotel room would be nice.

Ateşli İtalyan vahşi kediler için şimdi bire basın.

For hot-blooded Italian wildcats, press one now.

ateşli quick

Evi yakmak, çabuk ateş.

Burn house. Fire quick.

bize ateş ediyorler! çabuk, Marvin! bizi marklar'a götür!

They're shooting at us! Quick, Marvin! Get us to Marklar!

Hızlı ateş-etme yarın öğlen başlıyor.

Quick-firing resumes tomorrow at noon.

ateşli fierce

Ateşin babası, acımasız ve alim. Ejderha kanı bir kez daha yükselecek.

Father of fire, fierce and wise, dragon blood shall once more rise.

Bu elbise çok ateşli.

This dress is fierce.

ateşli sultry

Becky Jackson, ateşli ve gizemli Koç Roz Washington'a hakaret edemezsin.

Becky Jackson, you can't insult the sultry and mysterious Coach Roz Washington.

Bo, ateşli, küçük, bebek-yüzlüm!

Bo, my sultry little suckface!

ateşli fervent

Ama çok ateşli dinleyicilerdik.

But we were fervent listeners.

ateşli zealous

Ateşli idealizmin beni tiksindiriyor.

Your zealous idealism disgusts me.

ateşli racy

Hey, Ateşli Seol bu mu?

Hey, is this Racy Seol?

ateşli hectic

Ateşli ve hafif bir şey.

Something light and hectic,

ateşli intense

Yoğun soğuk onu ateş bükmekten alıkoyuyor.

The intense cold prevents her from firebending.